22 Aralık 2008 Pazartesi

Türkler sıcak ve iyi

Nişanlısı Adelka ile Beşiktaş Dergisi'ne konuşan Holosko, "Kültür farkından öte Slovaklar çok soğuk, Türkler ise çok sıcakkanlı ve çok iyi insanlar" dediBeşiktaş'ın Slovak futbolcusu Filip Holosko, Türk insanının çok iyi ve sıcakkanlı olduğunu söyledi. Holosko, siyah-beyazlı kulübün aylık resmi dergisinde yer alan röportajında, Türkiye'de futbol oynamaktan büyük keyif aldığını ve Slovakya ile Türkiye arasında çok büyük farklar olduğunu belirterek, "Kültür farkından öte Slovaklar çok soğuk, Türkler ise çok sıcakkanlı ve çok iyi insanlar" dedi. Avrupa'da en beğendiği ligin İngiltere Premier Ligi olduğunu ifade eden genç oyuncu, Türkiye'nin en iyi oyuncusu olarak Gökdeniz'i gördüğünü, Beşiktaş'tan Bobo ve Delgado'yu çok beğendiğini, dünya futbolunda ise en iyi ismin Messi olduğunu dile getirdi.

MASA TENİSİNİ SEVİYOR
Bir süre Nevzat Demir Tesisleri'nde kalan ve şu anda Acarkent'te oturan Holosko, nişanlısı Adelka'nın Türkiye'ye geldiği dönemlerde evde masa tenisi oynamayı sevdiğini anlattı.

21 Aralık 2008 Pazar

Zeytinli dondurma ilgi odağı

Ayvalık'ta pastahane işleten Miray Anaz ve Ahmet Tartın, İzmir'de tanıtımını yaptıkları zeytinli dondurma için yurdun değişik bölgelerinden talep geldiğini söyledi. ...Özel Selçuklu Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Musa Ekin, anne sütünün çocuklarda ishali önlediğini, bu nedenle anne sütüyle beslenmenin teşvik edilmesi gerektiğini söyledi.

Çocukların sağlıklı büyümesinde anne sütünün vazgeçilmez bir yeri var. Her geçen gün anne sütünün bebeklere faydası hakkında yeni bilgiler ortaya çıkıyor. Özel Selçuklu Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Musa Ekin de anne sütünün çocuklarda ishali önlediğini dile getirdi.

İshalin çocuklarda en sık 6 - 11 aylar arasında görüldüğünü belirten Dr. Ekin, bu nedenle çocuklarda anne sütü ile beslenmenin teşvik edilmesinin önemli bir koruyucu faktör olarak kabul edildiğini belirtti.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde en sık ishal nedeninin 'rota virüsler' olduğunu bildiren Dr. Ekin, diğer ishal nedenlerin ise bakteriler, parazitten kaynaklanan hastalıklar ve besin zehirlenmeleri olduğunu ifade etti.

Gelişmekte olan ülkelerde özellikle 2 yaş altı çocukların yılda ortalama 3 defa ishal durumuyla karşı karşıya kaldığını aktaran Ekin, hastalığın önemli oranda yataklı tedaviyi gerektirecek komplikasyonlara sebep olduğunu ifade etti. İshalli hastalıkların akut sıvı kaybı nedeni ile önemli oranda beslenme bozukluklarına, büyüme geriliğine neden olduğuna dikkati çeken Ekin, ayrıca tedavide yanlış ilaç kullanımının ölümlü vakalara da neden olduğunun altını çizdi.

Ekin, günde 3 veya daha fazla sulu dışkılama veya sadece anne sütü alan bebeklerde her zamankinden daha sulu ve sık dışkılama durumunun ishal olarak kabul edilebileceğini söyledi.

Ekin, ishal vakalarının belirtilerini, "Hastalık süresince çocuklarda ateş, kusma, kramp tarzında karın ağrısı, iştahsızlık ve halsizlik" olarak sıraladı.

İshal vakalarında ailelerin nasıl davranması gerektiği konusuna da değinen Ekin, "İshalli çocuğa öncelikli olarak evde normal beslenmenin sürdürülmesi ve anne sütü alıyorsa buna devam edilmesi önemlidir. Bunun yanı sıra su, çorba, pirinç suyu, ayran, elma suyu verilebilir. Anne sütü dışında ek gıda almayanlarda emzirme sıklaştırılmalıdır. Aynı zamanda bebeğe kaynatılmış sonradan ılımış su verilebilir. 6 aydan büyük ve ek gıda alan bebeklerde püre şeklinde yiyeceklerden yoğurt, iyi pişmiş yağsız et, patates püresi, pirinç lapası verilebilir" tavsiyesinde bulundu.

Bütün bunlara rağmen ishali 3 gün içinde düzelmeyen, çok sık idrar yapan, yemek yemeyip, su içemeyen çocukların vakit kaybetmeden bir hekime gösterilmesi gerektiğini bildiren Dr. Ekin, tekrarlayan kusma, düşmeyen ateş ve dışkıda kan görülmesi gibi durumlar da doktora başvurulması lazım geldiğini sözlerine ekledi.

CİHAN

Aragones Samandıra'da!

Fenerbahçe'nin yeni teknik direktörü Luis Aragones, ekibiyle birlikte Samandıra Tesisleri'ne giderek futbolcular ve personelle tanıştı.Sabah Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nı gezen ve başkan Aziz Yıldırım ve yöneticilerle görüşen Aragones, akşam üzeri Samandıra Tesisleri'ne gitti. Asbaşkanlar Mahmut Uslu ve Murat Özaydınlı'nın da eşlik ettiği Aragones, odasına yerleşti ve ardından tüm oyuncularla tek tek tanıştı. Daha sonra tesisleri gezen ve personelle tanışan Aragones, Avusturya'ya götürülecek kamp malzemelerini de inceledi ve akşam antrenmanı başlamadan önce tesislerden ayrıldı.
-HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR-
Fenerbahçe, yeni sezon hazırlıklarını bugün yaptığı çift antrenmanla sürdürdü.
Sarı-lacivertliler, Samandıra Tesisleri'nde, antrenör Önder Özen yönetiminde sabah kondisyon ağırlıklı bir çalışma yaptı. Akşam ise 1 saat 20 dakika süren antrenmanda futbolcular, ısınma hareketlerinin ardından 2 takım halinde top kapma çalışması gerçekleştirdi. Dar alanda kontrollü pas çalışması ve kademeli koşuyla antrenman sona erdi.
Milli takımda yer aldıkları için izinli olan futbolcular ile Lugano dışında tüm oyuncuların yer aldığı antrenmanda, Vederson ve Yasin takımdan ayrı önce fizyoterapist eşliğinde koştu, ardından topla çalıştı.
Sarı-lacivertli futbolcular, yarın laktat testinden geçecek ve yeni sezon çalışmalarının ilk ayağını tamamlayacak.

Öğretmen atamaları yapıldı

MEB, 2 bin 377'si sözleşmeli, toplam 7 bin 159 öğretmen atadıMilli Eğitim Bakanlığı şubat dönemi atamalarında 2 bin 377’si sözleşmeliden kadroluya geçmek üzere toplam 7 bin 159 öğretmenin atamasını yaptı.
     
Milli Eğitim Bakanlığı Baş Öğretmen Salonu’nda 2008/1 dönemi öğretmen atamaları yapıldı. Atamalar sonucunda 2 bin 377’si sözleşmeliden kadroya geçmek üzere toplam 7 bin 159 öğretmenin ataması yapıldı. 2 bin 377 sözleşmeli öğretmenin kadroluya geçmesi üzerine yerlerine de sözleşmeli öğretmen atandı.
     
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, 2008 yılında 25 bin atama daha gerçekleştireceklerini bildirirken, atamaların 15 binin kadrolu, 10 bininin sözleşmeli olarak yapılacağını bildirdi. Bu atamaların büyük bir çoğunluğunun ağustos ayında yapılacağını, geri kalanının ise daha sonra yapılabileceğini ifade eden Çelik, öğretmen atamalarının asla bitmeyeceğini söyledi. Çelik, atamalarla ilgili olarak sürekli muhalif haberler çıkarıldığına dikkat çekerek, “Milli Eğitim Bakanlığı eğitim sistemi dinamiktir. Hiç atama yapılmazsa bile emekli olanların yerine atama yapılmak durumunda. Böyle bakarsak öğretmen ataması bitmezö dedi. Ayrıca, meslek teknik eğitimden öğretmen ataması yapılamadığına işaret eden Çelik, bu konuda da çalışmaların olduğunu ifade etti.
     
BAKAN’A İTİRAZ GERGİNLİĞİ
     
Çelik, okul öncesi eğitim konusunda da yüzde 25 olan okullaşma oranının yüzde 50’ye çekmek amacıyla çalışmalar yapıldığına işaret ederek, bu alanda da öğretmen atamalarının devam edeceğini ifade etti. Çelik, söz konusu atamalar sonucunda 40 bini sözleşmeli 637 bin öğretmen sayısına ulaştıklarını açıkladı.
     
Milli Eğitim Bakanı Çelik’in konuşması sırasında, bir dershanede matematik öğretmenliği yaptığı öğrenilen Özge Arslan isimli bir genç, “165 bin öğretmen açığı var. Siz kimi kandırıyorsunuz?ö diye bağırarak itiraz etti. Bunun üzerine Çelik, toplantıyı proveke ettiğini belirterek, söz konusu öğretmenin susmasını istedi. Ancak, bir süre sonra Arslan’ın “7 ücretli öğretmen intihar ettiö diye itirazlarını sürdürmesinin ardından, Arslan’ın derhal salondan çıkarılmasını istedi.
     
Arslan, toplantı salonundan çıkarıldıktan sonra, koruma odasına alındı. Personel Genel Müdürü Remzi Kaya, Arslan’la kısa bir görüşme yaptı. Genel Müdür Kaya, söz konusu Özge Arslan’ın isminin MERNİS’ten çıkmadığını ve nüfus cüzdanının muhtemelen sahte olduğunu kaydederek Arslan’ın öğretmen olmadığını bildirdi.

ANKA

İstanbul 36 saat susuz kalacak

Anadolu ve Avrupa yakalarındaki bazı semtlere 2 Ocak'tan itibaren su verilemeyecek.İstanbul’un Anadolu ve Avrupa yakalarındaki bazı semtlere 2 Ocak Çarşamba gününden itibaren 36 saat süreyle su verilemeyecek. Su kesintisinin nedeni, Melen suyunun Avrupa yakasına ulaşması amacıyla boğaz geçiş hattında yapılacak çalışmalar.
2 Ocak Çarşamba günü saat 08.00 ile Perşembe günü 20.00 saatleri arasındaki yapılacak su kesintisinden etkilenecek ilçe ve semtler şöyle:
Bakırköy’ün Florya, Yeşilyurt ve Yeşilköy dışındaki tüm bölgeleri. Zeytinburnu, Eminönü, Güngören ilçesinde Merter, Haznedar ve Tozkoparan’ın tamamı. Fatih, Beyoğlu, Beşiktaş ve Sarıyer ilçelerinin sahil kesimleri. Bahçelievler ilçesinin merkez mahallesi ile Ana Sağlığı ve Bakım Evi çevresi. Anadolu yakasında ise Kadıköy, Üsküdar’da Altunizade, Barbaros Mahallesi, Acıbadem, Zeynep Kamil ve üst kotların bir kısmı ile Sultanbeyli’nin büyük bölümü.
AA

Haber Turu

Kadın doktoru bıçaklayan sanığa 9 yıl PROF. Dr. Mazhar Osman Bakırköy Ruh Sağlığı Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli Doktor Meltem ...

Magazin hattı

Üniversitelilere konser verdiHaluk Levent, İstanbul Aydın Üniversitesi'nin Abdi İpekçi Spor Salonu'nda düzenlenen mezuniyet töreninde sahne aldı. ...Üniversitelilere konser verdi
Haluk Levent, İstanbul Aydın Üniversitesi'nin Abdi İpekçi Spor Salonu'nda düzenlenen mezuniyet töreninde sahne aldı. Öğrenciler ve aileleri Haluk Levent'in şarkılarıyla mezuniyet coşkusunu yaşadı. Eski ve yeni şarkılarını seslendirerek, davetlilere müzik ziyafeti çeken ünlü rockçı, mezun olan gençleri kutlamayı da ihmal etmedi. Keplerini havaya atan öğrenciler, gece boyunca dans edip, eğlendi.

Yeni bir aşk mı başlıyor?
Eser-Samra Tümen'in kızı Aslı ile İskender-Mehveş Pisak'ın oğlu Mehmet, önceki gece Anjelique çıkışı görüntülendi. Fotoğraflarının çekildiğini fark eden ikili önce ayrı yönlere gitti sonra aynı taksiye bindi. Aslı ile Mehmet flaşlar karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi.

Vespa ile trafik sorununu çözdü
Oyuncu-manken Atilla Saral, önceki gece Bebek'te dostlarıyla vakit geçirdi. İlerleyen yaşına rağmen uzun boyu ve atletik vücudu ile dikkat çeken Saral, Vespa marka yeni motorsikleti ile trafik sorununa 'pratik' bir çözüm buldu.

Eyvah babama ne diyeceğim?
Manken Merve Büyüksaraç önceki akşam Anjelique Bar çıkışı objektiflere yakalandı. Merve, adı Arkın Kalkavan olan gençle birlikte fotoğraflarının çekildiğini fark edince panik oldu. "Eyvah ben babama ne söyleyeceğim şimdi?" diye tepki veren Büyüksaraç, Arkın Kalkavan'la ayrı ayrı taksilere binerek Ortaköy'den uzaklaştı.

Durgunluktan rahatsız oldum
Yeni albümü 'Gezegen' ile hayranlarının karşısına çıkmaya hazırlanan Bengü, "Bu yaz albüm çıkarmayacaktım ancak yüzbinlerce dolar harcanan 'Elektro Hande Yener' albümü satmayıp, çekilen klibe RTÜK yasak getirince prodüktörüm Erol Köse demoralize oldu. Ben de ona moral vermek için bir bakkal albümü yapayım dedim" şeklinde konuştu. "Müzik sektöründeki durgunluk beni ateşledi" diyen Bengü, sözlerine şöyle devam etti: "Demet Akalın, Hande Yener ve birçok meslektaşımın albümü gereken heyecanı yaratamadı. Bu albümü yapıp, dinleyenleri heyecanlandırmak konusunda kendimi sorumlu ve görevli hissettim."

Anjelique'de eğlendiler
Bengü, önceki akşam sevgilisi Akın Altan'la Anjelique'de eğlendi. Mekandan ayrı ayrı çıkan çift, aynı araca bindi. Anjelique'de yaklaşık bir saat kalan Bengü, görüntü alan gazetecilere tebessüm etmekle yetindi.

Bursaspor Kasımpaşa karşısında!

Bursaspor, yeni sezon hazırlıkları çerçevesinde, yarın Kasımpaşa ile hazırlık maçı yapacak.

İstanbul'a deniz altında 7 katlı otel yapılacak

Dünyada yokDeniz altında 7 katlı otel, dünyada ilk kez İstanbul'da yapılacak. Tanrıverdi Holding tarafından yapılacak denizaltı oteline 100 milyon dolar bütçe ayrıldı. Proje, 2010 yılında tamamlanacak
2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilen İstanbul, yeni turizm projeleriyle dünya turizminin de başkenti olmaya aday. Dünyada ilk kez deniz altında 7 katlı otelin İstanbul'da yapılacak olması, İstanbul'u kültürel değerleri yanında turizm açısından da iddialı bir konuma taşıyor. Tanrıverdi Holding'in Beşiktaş'ta 100 milyon dolar bütçeyle yapacağı otel, 2010'da tamamlayacak. Tanrıverdi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Recep Tanrıverdi otelin 7 yıldızlı olacağını söyleyerek, “Anıtlar kurulu başta olmak üzere bütün ilgili yerlerden izin aldık ve Beşiktaş'taki Deniz Müzesi ile Dolmabahçe Sarayı arasındaki eski tütün binasını yıktık. Dünyadada ilk defa denizin altına 7 kat ineceğiz" dedi.
TÜTÜN DEPOSUNUN YERİNE
Otel yapılacak yerde, 1930'lu yılların başında Avustralyalı bir firma tarafından kurulan Astro Türk Tütün Fabrikası binası vardı. Tekfen Holding'ten Tanrıverdi Holding'e intikal eden bina, 24.04.2005 gün ve 2005/1464 sayılı Beşiktaş Belediye Başkanlığı onayı ve İstanbul III numaralı KTVK Kurulu'nun 13.12.2006 gün ve 2152 sayılı kararına dayanılarak geçtiğimiz günlerde yıkıldı. Her şeyin kanuna uygun olmasına özel önem verdiklerini belirten Recep Tanrıverdi, 3 yıllık bir süreçte bu izinleri alabildiklerini söyledi. Yatırımlarında ağırlık merkezinin tekstil olmaya devam edeceğini belirten Recep Tanrıverdi, enerji piyasasında büyümek istediklerini söyledi.
height="337" alt="" width="462" src="http://www.haberturk.com/kuturesim/undersea_fiji_hotelfxhfg.jpg" />
6 katlı modeli Fiji Adası'nda yapıldı
Deniz altında 6 katlı otelin yapımına ilk kez Fiji Adası'nda başlanmıştı. Amerikan şirketi Bruce Jones tarafından Fiji Adası açıklarına 160 milyon dolarlık bütçeyle yaptırılan Poseidon'un açılışı için geri sayım başladı. Dünyanın deniz altında 6 katlı ilk sualtı oteli bu yıl hizmete açılacak. Mercan kayalığı manzaralı Poseidon denizin 20 metre altında inşa ediliyor ve otelin odaları denizaltına benzeyecek şekilde yapılıyor.
Yeni Şafak

'Leasing'de yüzde 18 KDV 4.5 milyar doları götürür'

Başbakan'a mektup yazarak KDV oranının yüzde 1'den, yüzde18'e çıkarılmasının yanlış bir adım olduğunu anlatan leasing oyuncuları, kaybın 4.5 milyar doları bulacağını öne sürüyorye Bakanlığı'nın leasing sektöründeki yüzde 1'lik KDV oranını kaldırarak finansal kiralamaya konu olan malların KDV'sini yüzde 18'e çıkarmasının sektörde yüzde 50 küçülme yaratması bekleniyor. Finansal Kiralama Derneği (Fİ- DER) İdari Genel Sekreteri Hakan Gülelçe, sektörün 2007 büyüklüğünün 7 milyar dolar civarında olduğunu ifade ederek, "2008 yılında bu rakamın 9 milyar doları bulacağını tahmin ediyorduk. Ancak KDV'de yapılan bu düzenleme yüzde 50 küçülme yaratacaktır. Kayıp 4-4.5 milyar doları bulur" dedi. Başbakan Tayyip Erdoğan'a atılan adımın yanlış olduğu yönünde bir mektup gönderen sektör temsilcileri, yanlarına leasing'e konu olan malların KDV'sinin yüzde 18'e çıkmasından etkilenen küçük ve orta ölçekli işletmeleri de alarak Ankara'ya gitmeye hazırlanıyor. Edinilen bilgiye göre amaç karardan geri dönüş için baskı unsuru oluşturmak.

'YASAL BOŞLUK VARDI!'
Konuyla ilgili görüştüğümüz FİDER Genel Sekreteri Hakan Gülelçe, ye'nin "Leasing'de suistimal vardı" eleştirilerine karşı, "39 üyemiz var ve tümünün taahhüt ettiği etik ilkeler var. Kendi içimizde bir otokontrol mekinazması kurduk ve tüketiciye doğrudan işlem yapılmamasına karar verdik. Ancak tabi yapanlar da olmuştur. Ama bu kanundaki boşluklardan kaynaklanıyor. KDV oranını yükseltmek yerine tüketiciye doğrudan işlemin yapılmasının önü kesilmeliydi" değerlendirmesinde bulundu. Leasing ile villa, konut alınmasına yönelik eleştiriler üzerine ise Gülelçe, "İlk dokuz ayda 560 milyon dolarlık gayrimenkul işlemi oldu. Bunun önemli bir kısmı fabrika yatırımı, işyeri ve ofis katı yatırımları. İddialara konu olan işlem oldukça sınırlıdır" dedi. KDV artışının özellikle banka kredisi almakta zorlanan KOBİ'leri zorlayacağını ifade eden Gülelçe, leasing işlemi yapmanın hiçbir cazibesi kalmadığının altını çizdi. Gülelçe, "Bu karar KOBİ'lerin yatırım iştahını öldürecek. Küçülmelerine neden olacak" diye konuştu.

Yargıtay seçimlerinde yine sonuç yok

7. turun beşinci oylamasından da sonuç alınamadı. Seçime yarın devam edilecek.Yargıtay Başkanlığı için bugün yapılan 7. turun beşinci oylamasından da sonuç alınamadı. Seçime yarın devam edilecek.

Seçimin 7. turunun dördüncü oylamasında, üçüncü oylamada en çok oyu alan 6.
Ceza Dairesi Başkanı Mustafa Aydın ile 9. Ceza Dairesi Başkanı Hasan Gerçeker
yarıştı. Bu oylamada Aydın 91, Gerçeker 108 oy aldı. Oylamada 14 oy boş, 18 oy
geçersiz sayıldı.

Yapılan beşinci oylamada ise Gerçeker 110, Aydın 93 oy aldı. Oylamada 14 oy
boş, 15 oy geçersiz çıktı.

Her turda 5 oylamanın yapıldığı seçimlerde, 1. ve 2. oylamadan sonuç
alınamadığı takdirde, 3. oylamada en çok oyu alan 2 aday 4. ve 5. oylamada
yarışıyor. Bu oylamalardan da sonuç alınamazsa başa dönülerek oylamalara devam ediliyor.

Başkan seçilebilmek için Yargıtay Büyük Genel Kurul üye sayısının salt
çoğunluğu olan en az 126 oya ulaşılması gerekiyor.

A.A.

Hastaneden kaçtı Florya'yı bastı!

Hasan Şaş önceki akşam doktorların ısrarlarına rağmen aldığı kararla şaşırttı.Derbi maçtan sonra fıtık ameliyatı olan Galatasaray’ın tecrübeli yıldızı Hasan Şaş önceki akşam doktorların ısrarlarına rağmen kendini taburcu ettirdi, dün de elinde serumuyla Florya’ya giderek antrenmanı izledi
Kasığındaki çift taraflı fıtığa rağmen haftalarca sakat sakat antrenmanlara çıkan, takımını yalnız bırakmamak için kadroya giren Hasan Şaş dün sabah Florya Metin Oktay Tesisleri’ndeki herkesi şaşkına çevirdi. Fenerbahçe derbisinden sonra ameliyat masasına yatan tecrübeli oyuncu, operasyonun ardından hastaneden adeta kaçarak soluğu Florya’da aldı.
Sadece bir gün hastanede kalan sarı-kırmızılı futbolcu önceki akşam doktorların tüm ısrarlarına rağmen kendini zorla taburcu ettirdi, ardından da evinin yolunu tuttu. Hasan dün sabah ise sondasını ve serumunu eline alarak Sivasspor maçına hazırlanan takım arkadaşlarına moral verebilmek için Florya’ya gidip antrenmanı izledi.
Sivas’a da gidiyor
Hiç beklemedikleri şekilde Hasan Şaş’ı soyunma odasında karşılarında gören genç oyuncuların, önce büyük bir şaşkınlık yaşadıkları ardından da deneyimli futbolcuya sarılarak, “Sivas’ta da bizi yalnız bırakma Hasan abi” dedikleri öğrenildi.
Karnındaki kan sondasını gizleyip antrenmanı izleyen, “Sivas’a da geliyorum” diyerek takım arkadaşlarına söz veren Hasan’ın, çalışma sonrasında genç oyuncularla özel bir konuşma yaparak zorlu maç için motivasyon sağlamaya çalıştığı ifade edildi.
Herkesten şampiyonluk için Sivas’ta terinin son damlasına kadar mücadele etmesini isteyen Şaş’ın, “Oradan üç puanla döneceğiz ve şampiyon olacağız. Bu saatten sonra bize bu yakışır” dediği bildirildi.
ERHAN TELLİ

Kalli'nin gözüne girmenin formülü: Hırs ve fedakarlık

G.Saray'ın tecrübeli çalıştırıcısının yeni gözdeleri; Kayseri'ye karşı sakat sakat oynayan Mehmet Topal ile hırs küpü ServetKayseri'yi 2-0 mağlup eden G.Saray'da en çok dikkat çeken isimler iki güzel gol atan Sabri ile Ümit olsa da, teknik direktör Feldkamp en çok Mehmet Topal ile Servet'ten memnun kaldı. Karşılaşmanın sonlarına doğru sakatlanmasına rağmen oyunu terk etmeyen Mehmet Topal'ın gösterdiği fedakarlıktan çok etkilenen Alman teknik adam, genç oyuncuya özel olarak teşekkür etti.

TARAFTAR DA SERVETÇİ!
Savunma ile orta saha arasındaki bağlantıyı kuran Topal'ın oyunu da beğeni kazandı. Feldkamp'ın diğer gözdesi ise sezon başından beri ortaya koyduğu istikrarlı ve hırslı futbolla taraftarların da gözdesi olan Servet. Tecrübeli çalıştırıcı, sakatlık veya ceza gibi olağanüstü durumlar hariç her maçta milli oyuncudan faydalanmayı düşünüyor.

Türkiye’ye kırık not

Türkiye'de insan hakları alanında olumsuz gelişmelerin yaşandığı öne sürüldü. Dünyanın önde gelen insan hakları kuruluşlarından İnsan Hakları İzleme ...iye'de insan hakları alanında olumsuz gelişmelerin yaşandığı öne sürüldü. Dünyanın önde gelen insan hakları kuruluşlarından İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), 2008 dünya raporunda "iye'de insan haklarının korunması konusundaki eğilimlerde son zamanlarda bir gerileme yaşandığı"nı yazdı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), 2008 dünya raporunda ABD ve Avrupa ülkelerinin, adil ve hatalı seçimleri kabul ederek, otokratların demokrat gibi görünmelerine göz yumarak dünya çapında insan haklarına zarar verdikleri görüşüne yer verdi.

iye'deki durum ve gelişmeleri de değerlendirildiği raporda iye ile oldukça olumsuz bir tablo çizdi. "iye'de insan haklarının korunması konusundaki eğilimlerde son zamanlarda bir gerileme yaşandığı" savunulan raporda "2007 yılı, kişilerin ifade özgürlüğü kısıtlamalarından ötürü yargılanma ve cezalandırılmalarında yoğunlaşmanın ve uluslararası insan hakları hukukuna aykırı tartışmalı mahkeme kararı sayısında artışın yaşandığı bir yıl oldu" denildi.

DTP'ye yönelik "yıldırma çabaları", Hrank Dink cinayetine dikkat çekildiği raporda ordusunun "AKP'ye karşı muhalefet ederek ve Abdullah Gül'ün seçilmesini engellemek için Anayasa Mahkemesi kararını kasten etkileyerek, siyasi alana doğrudan müdahale etmiştir" görüşü dile getirdi.

Raporda ifadenin suç sayılmasının iye'de insan haklarının korunmasının önündeki en büyük engel olduğu öne sürülürken "AKP hükümeti, 301. madde gibi ifade özgürlüğü önündeki engelleri kaldırma ve duraksayan reform sürecini yeniden başlatmak için gerekli adımları atma konusunda başarısız kalmıştır" denildi.

2007 yılında, kötü muamele haberlerinde bir artış gözlendiği, bu artışın, Haziran ayında çıkarılan ve polise geniş arama ve durdurma yetkileri tanıyan Polisin Vazife Salahiyetleri Kanunu ile daha fazla yükseliş gösterdiği savunuldu.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, yargısız infaz iddialarına da yer verdiği raporunda Ağustos ayında İstanbul'da gözaltına alınan Nijeryalı sığınmacı Festus Okey'in gözaltı sırasında vurularak öldürüldüğünü yazdı.

PKK'IN SİVİLLERİNE YÖNELİK SALDIRILARI

"PKK tarafından gerçekleştirildiğinden şüphelenilen ve sivilleri hedef alan saldırılar 2007 yılında aralıklarla devam etti" denilen raporda bu çerçevede Mayıs ayında Ankara'nın Ulus semtinde gerçekleştirilen saldırıya dikkat çekti.

2008 raporunda mahkemelerinin, hak ihlali ve görevi kötüye kullanma ile suçlanan güvenlik güçleri mensuplarına karşı müsamaha göstermeye devam ettiği" iddiasına da yer verilirken Yargıtay'ın Şemdinli davasına ilişkin karara işaret edildi.

(ANKA)

'Herkes beni konuşacak'

Bayern Münih'te oynayan milli futbolcu Hamit Altıntop, spor dergisi Kicker'e yaptığı açıklamada sahalara ne zaman döneceğini bilmediğini söyledi. ...n class="ver11">Bayern Münih'te oynayan milli futbolcu Hamit Altıntop, spor dergisi Kicker'e yaptığı açıklamada sahalara ne zaman döneceğini bilmediğini söyledi. Tedavisinin devam ettiğini kaydeden Hamit, "Herkes Ribery'nin geri dönüşünü konuşuyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?" şeklindeki soruyu, "Zamanı geldiğinde herkes beni konuşacak. Ancak ne zaman döneceğimi bilmiyorum. Şu an rehabilitasyon yapıyorum" diye yanıtladı.

Meclis'e girmeme nedenleri 'zorunlu ikamet' tehdidi mi?

Anavatanlı Tüysüz, 22 Temmuz seçiminden yenilgiyle çıkınca Mumcu'ya "Neden oylamaya katılmadık?" diye sordu. Aldığı yanıtı şöyle aktarıyor: ...Anavatanlı Tüysüz, 22 Temmuz seçiminden yenilgiyle çıkınca Mumcu'ya "Neden oylamaya katılmadık?" diye sordu. Aldığı yanıtı şöyle aktarıyor: "Girseydik, askerin zorunlu ikamet için götüreceği yer de, isimler de belliydi."

Bu sözleri ve askerden telefonla talimat geldiği iddialarını yalanlayan Erkan Mumcu ise ekliyor: "E-muhtıradan haberimiz olsaydı, oylamaya girerdik. Ama bir bakanın haberi vardı, hatta Başbakan'a bilgi bile vermişti."

Cumhurbaşkanlığı oylaması bitmiş, 22 Temmuz seçimi çoktan geçmiş, geriye 27 Nisan'ın iç muhasebesi kalmıştı. "Eski milletvekili" sıfatını alan Anavatanlı Turan Tüysüz, Genel Başkanı Erkan Mumcu'ya ekranı göstererek sordu: "Bakın efendim, Genelkurmay Başkanı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü ziyaret ediyor. Biz 27 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı seçimi oylamasına niye katılmadık da bugünlere geldik?" Mumcu sakin, biraz da esprili ses tonuyla yanıtladı: "Turan, eğer girseydik, askerin zorunlu ikamet için götüreceği yer de, götüreceği isimler de o günden belliydi... Gidecek kişilerin arasında sen ve ben de vardık..."

'KESİNLİKLE YALAN'
Mumcu ne demek istiyordu? Tüysüz'ün iddiasını aktardım, şu açıklamayı getirdi: "Benim söylemek istediğim açık; milli iradenin önünde kimse duramaz; sandık her şeyin çözümüdür. Geçmişte yaşandığı gibi eğer sandık gelmeseydi, seçim olmasaydı, o zaman başka iradeler hâkim olurdu. Nitekim geçmişte bunlar oldu. Yoksa ben kendisine bugün için bir zorunlu ikametten söz etmedim. Kesinlikle yalan bu. Daha ilerisi, açık söylüyorum, eğer emuhtıradan haberimiz olsaydı, Cumhurbaşkanlığı oylamasına girerdik..." Nitekim, Mumcu, dün yaptığı açıklamada da Tüysüz'ün bu iddialarını yalanladı.

TELEFONLA TALİMAT
Pişman olan sadece Anavatanlılar değildi. DYP (DP) lideri Mehmet Ağar da 22 Temmuz sonrası, "Oylamaya girmemekle hata ettik" diyordu. Peki DYP, Cumhurbaşkanlığı oylamasına niçin katılmadı? Hükümetin yıkılıp, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in bir seçim hükümeti atamasını mı bekliyordu? Yoksa, şu iddia mı söz konusuydu? "Generaller devreye girdi; Mumcu'ya ve Ağar'a baskı yaptı. Hatta son gün Mumcu'ya telefonla 'Oylamaya katılmayın' talimatı verildi..." İddiayı Mumcu'ya sorduğumda, "Anlatmamam gerekirdi ama açıklayayım" deyip, aktardı: "Askerle temas ettiğimiz iddialarının hepsi yalan. Oylamaya katılmadan hemen önce yaptığım telefon konuşmasına dönük de benzer şeyler dile getirildi. Oysa o telefondaki kişi Mehmet Ağar'dı. İki arkadaşının (Ümmet Kandoğan ve Mehmet Erarslan) kendisini terk edip oylamaya gitmesinden yakınıyordu..." O dönemin tanığı Anavatan ve DYP'lilere iddiaları anımsattım. Süleyman Sarıbaş, Safder Gaydalı, Turan Tüysüz ve Ümmet Kandoğan'ın sözleri de paraleldi: "Asker baskısını hissetmedik, duymadık." Noktayı Turan Tüysüz koydu: "Generale gerek yoktu; partideki bazı bayanlar yetiyordu. E-muhtıradan haberim olsaydı oylamaya girerdim." Ancak Mumcu, karşı iddiayı çoktan dile getirmiş, Meclis kürsüsünden şöyle demişti:

'BAKAN HABERDARDI'
"E-muhtıranın yayınlanacağından bir bakan haberdardı. Hatta başbakana da bilgi verdi." Mumcu, bu bakanın adını arkadaşlarına Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül diye açıkladı. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'e, "e-muhtıradan haberiniz var mıydı?" diye sordum, "Hayır, haberim yoktu" yanıtı verdi: Mumcu'ya dönüp sorduğumuzda ise "Beni polemiğe sokmayın..." demekle yetindi. Benzer tartışma DYP'de de vardı. "Oylamaya girmemiz lazım" diyen Genel Başkan Yardımcısı Çağrı Erhan, Ağar'a şu soruyu yöneltti: "Size emekli bir generalin 'oylamaya girmememiz' yönünde baskı yaptığı doğru mu?" Ağar'ın yanıtı kısa oldu: "Bırak emekli olmasını; o general daha anasından doğmadı..."

'LİDER ÖLDÜ' SÖZÜ
Sürecin bu seviyeye gelmesine neden olan olaylar zincirinin çarkı oylamaya 12 gün kala; 15 Nisan'da dönmeye başlamıştı. Başbakan Tayyip Erdoğan, Almanya'ya giderken uçaktaki gazetecilere Ankara Tandoğan'da kalabalıkların katıldığı Cumhuriyet mitingi ile ilgili ne diyeceğini biliyordu. "Demokratik haktır; önemli olan şiddetin olmamasıdır..." Cumhurbaşkanlığı içinse nabız yokluyordu. Bir yandan, "Köşk'e çıkanın ardından 'lider öldü' desinler... Gelen partiyi sahiplenmeli... Başbakan Çankaya'ya gittiğinde siyasi kimliği geride, hafızada kalır..." diyor, bir yandan da, "Kendim için konuşmuyorum" diyordu. Nitekim, ertesi gün "Erdoğan Çankaya'ya aday" diye yazan gazetecilere, "İleri yorumda bulunmuşsunuz" diye de sitem ediyordu.

ÖNCEDEN BİLENLER
Ancak o gezide Erdoğan'ın aday olmayacağını bilenler de vardı. Aynı uçakta Almanya'ya giden AK Parti Grup Başkan Vekili Salih Kapusuz, Erdoğan'ın aday olmayacağını söylüyordu. Diziyi hazırlarken yaptığım görüşmede, "O günkü bir tahmindi" diyen Kapusuz, adayın Abdullah Gül olduğunu bildiğini saklama gereği de duymuyordu. Bilen sadece Kapusuz değildi. Dönemin TBMM Başkanı Bülent Arınç da bilenlerdendi. Arınç, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal için Kocatepe Camisi'nde okutulan mevlitte şöyle diyordu: "Çankaya'ya dindar Cumhurbaşkanı seçeceğiz..." Arınç da diziyi hazırlarken yaptığım görüşmede, Gül'ün adını bildiğini gizleme gereği duymadı. Hatta açıkça da söyledi: "23 Nisan akşamının öncesinde, Gül ile bir araya geldiğimizde adayımızın kendisi olacağını söylemiştim. Bu konuda tereddüt duymadım."

UMDUĞUNU BULAMADI
Arınç'ın "Dindar Cumhurbaşkanı" sözü siyaseti etkilemişti. Zaten CHP dışındaki 2 partide de kararsızlık hâkimdi. Ağar da Mumcu da ilk tur yoklamasında 367 katılımının gerekmediğini söylüyor, tartışmanın dışında kalmayı hedefliyordu. Hatta, eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun, ilk tur oylamada 367 milletvekilinin hazır olması gerektiği iddiasını "gereksiz tartışma" olarak yorumluyorlardı. Erdoğan bu hava içinde, 17 Nisan Pazartesi günü 13.30'da ilk olarak DYP'nin kapısını çaldı. Beraberinde Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Grup Başkan Vekili Salih Kapusuz, Genel Başkan Yardımcıları Dengir Mir Mehmet Fırat ve Hayati Yazıcı vardı. Söze Erdoğan girdi. Almanya gezisi hakkında bilgi verdikten sonra 367 konusunu açtı. Cumhurbaşkanlığı seçiminin demokrasi içinde çözülmesi gerektiğini söyledi. Ağar da aynı görüşte olduğunu belirtip ekledi: "Biz de mahkemede değil, sandıkta çözülmesinden yanayız. Ama birileri de hukuk yoluna giderse, ona da bir şey demeyiz." Ağar bu aşamada Erdoğan'a, "CHP'yi de ziyaret edin" önerisinde bulundu. Bir de AK Parti heyetinin yüzünün asılmasına neden olan şu kararlarını açıkladı: "Dün akşam sayın Mumcu ile görüştüm, biz bu süreci karşılıklı istişare ile götüreceğiz..." Erdoğan, DYP'den umduğunu bulamadan ayrıldı, Anavatan'ın yolunu tuttu.

Saçlarını kazıttı

Selin Demiratar, rolü gereği saçlarını üç numaraya vurdurttu.Çekimlerine yeni başlanan "Dur Yolcu" adlı dizide Çanakkale'de savaşan bir kadını canlandıran Selin Demiratar, rolü gereği saçlarını üç numaraya vurdurttu. Altı ay ekranlardan uzak kalma kararı vermişken "Dur Yolcu"dan teklif geldiğini belirten Selin Demiratar, projeyle ilgili şunları söylüyor: "Benden Ayşe adında, erkek kılığına girip savaşa giden bir kızı oynamam istendi. Bu birçok kadın oyuncunun oynamak isteyeceği bir rol. Yaptığım işe inandığım ve güvendiğim için de saçlarımın gitmesi hiç önemli değil."
Siz bu satırları okurken, Selin Demiratar saçlarını çoktan üç numaraya vurdurmuş olacak. Bu, onunla yapılan son uzun saçlı çekim (dizi bitene kadar) olacaktı ki, Eve dergisi onu kısa bir perukla çıkardı karşınıza. "Dur Yolcu" dizisinde Çanakkale’de savaşan bir kadın askeri canlandıran 25 yaşındaki oyuncu, hem yeni rolü hem de özel hayatı hakkında konuştu.
"Gazi" dizisinin ardından şimdi de TRT’nin "Dur Yolcu" dizisinde oynamaya başladınız. Milli duyguların ön planda olduğu projelerde yer almanızın sebebi nedir?
- Şu an oluşan dönemle ilgili bu. Ben aslında altı ay dizi yapmamayı düşünüyordum. Bir önceki proje çok tutulmuştu ve ben de o karakteri unutturmak adına biraz ekrandan ayrı kalmaya karar vermiştim. Biraz da yüzümü dinlendirmek için vermiştim bu kararı. "Dur Yolcu"daki rolüm birçok kadın oyuncunun oynamak isteyeceği bir rol. Mesela erkek oyuncular da her zaman bir gay’i oynamak isterler. Erkek kılığına girip savaşa giden Ayşe adlı bir kızı oynuyorum. Bir erkeği oynuyorum aslında. Ayşe, tarihimizde çok bilinmese de kaynaklarda olan bir karakter. Keskin nişancı bir kız. Dedesinden öğrenmiş keskin nişancılığı. Mezarında resmi olan gerçek bir şehidimiz Ayşe. Erkeği oynamanın dışında okuduğum en iyi senaryoydu bu dizi.
Kadın olarak bir erkek gibi oynamak nasıl bir duygu?
- Benim için oldukça keyifli bir deneyim oluyor. Setin de çoğunluğu erkek olduğu için çok kadın gibi davranamıyorum bu dizide. Erkek gibi bir kadını oynamanın oyunculuğuma çok şey katacağını düşünüyorum. Çünkü her zaman farklı roller canlandırmak istiyorum.
Rolünüz uğruna saçlarınızı kısacık kestirmeye hazırlanıyorsunuz. Oyunculuk uğruna bu fedakarlık zor geliyor mu?
- Biraz tedirginim aslında. Yaptığım işe inandığım ve güvendiğim için saçlarımın gitmesi önemli değil diye düşünüyorum. Savaşlarda o kadar kadın canını vermiş, benim saçlarımı kestirmem onların yanında hiçbir şey! Ama bir yandan da korkutuyor tabii. Perukla idare edeceğim artık.
Dışarıdan çok sakin, naif görünüyorsunuz. Selin Demiratar nasıl bir genç kadın aslında?
- Ben tamamen karşımdakine göre davranırım. Beni çözmek çok kolaydır. Esnek bir karakterim var; karşımdakine göre değişebiliyorum. Çok sinirlenen bir yapım yok. En çok sinirlendiğim şeylerden biri, işini iyi yapmayan insanlardır. İşini iyi yapmayanlara karşı agresif olabiliyorum.
Uzun ilişki insanı mısınız?
- Evet öyle. Kendiliğinden gelişiyor aslında. Başlarken öyle başlamıyorsunuz ama şu ana kadar öyle oldu. Kısa bir ilişkim olmadı. Olabilirdi de belki. Bu tamamen doğru insana denk gelmekle ilgili. Elektriğinizin, birbirinizle olan uyumunuzun getirdiği bir sonuç uzun ilişki. Benim uzun yıllardır erkek arkadaşımla birlikte olmamın en büyük sebebi de onun dürüst olması, herkese eşit davranması, karşısındaki insanlara saygı göstermesi.
Sevgilinizle yaklaşık dört senedir berabersiniz. Birlikte neler yapmaktan hoşlanırsınız?
- Birlikte yaz tatillerine gitmekten çok keyif alıyoruz. Beraber yurtdışına gitmek, farklı yerler görmek, farklı yemekler yemekten çok hoşlanıyoruz. Oldukça düzenli bir ilişkimiz var ama birbirimizi çok sık göremiyoruz. İkimiz de çok yoğun çalışıyoruz.
Dört sene kısa bir zaman değil. İlişkinizi zamana karşı nasıl koruyorsunuz?
- Çok içli dışlı bir ilişkimiz yok. İşlerimizden dolayı çok sık görüşemiyoruz, aslında bu bir neden olabilir. Çok uzun saatler birlikte vakit geçiremiyoruz. İlişkimizde laubalileşmiyoruz çok fazla. Bir de güvenin etkisi var. Ben ona sonsuz güven duyuyorum, o da bana.
 Kelebek

AB heyeti İstanbul'da

Barroso ve Rehn Fener Rum Patrikhanesi'ni ziyaret ettiAB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Fener Rum Patrikhanesini ziyaret etti.

İstanbul'a gelişinin ardından Atatürk Havalimanından ayrılan Barroso ve beraberindekiler, Balat'taki patrikhaneye geçti.

Barroso başkanlığındaki heyeti, patrikhanenin kapısında Fransa Metropoliti ve aynı zamanda Ortodoks Kilisesinin AB nezdindeki Temsilcisi Emmanuel, Saint Sirrot Meclisi başkatibi Peder Elpidoforos ve Patrikhane Basın Sözcüsü Peder Dositeos karşıladı.

Daha sonra Barroso, Fener Rum Patriği Bartholomeos ile basına kapalı olarak görüştü. Yaklaşık 50 dakika süren görüşmenin ardından Bartholomeos ve Barroso basına görüntü verdi. Bartholomeos, Barroso'ya patrikhanenin tarihini anlatan bir kitapçık hediye etti. Daha sonra Bartholomeos, görüşmenin yapıldığı binanın kapısına kadar Barroso'yu uğurladı.

Barroso, daha sonra patrikhane içindeki Aya Yorgi Kilisesini ziyaret ederek mum yaktı. Barroso ve beraberindekiler, daha sona patrikhaneden ayrıldı.
Daha sonra Süleymaniye'deki İstanbul Müftülüğüne gelen Barroso, burada Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Görmez ve İstanbul Müftü Vekili Mehmet Aşık ile görüştü. Basına kapalı yapılan görüşme yaklaşık yarım saat
sürdü.

İstanbul Müftüsü Mustafa Çağırıcı'nın yurt dışında olduğu için görüşmede
bulunamadığı öğrenildi.

Büyük Taarruz'un 86. yıl dönümü

Büyük Taarruz'un 86. yıl dönümü dolayısıyla her yıl düzenlenen Zafer Haftası kutlamaları, Atatürk'ün Büyük Taarruz emrini verdiği 1874 rakımlı Kocatepe'de sabahın ilk ışıklarına kadar devam etti. ...Büyük Taarruz'un 86. yıl dönümü dolayısıyla her yıl düzenlenen Zafer Haftası kutlamaları, Atatürk'ün Büyük Taarruz emrini verdiği 1874 rakımlı Kocatepe'de sabahın ilk ışıklarına kadar devam etti.

Afyonkarahisar'ın Şuhut ilçesindeki törenin ardından 'nin değişik kentlerinden gelen vatandaşlar, ellerindeki meşale ve Türk bayraklarıyla Kocatepe'ye yürüdü.

Yürüyüş sırasında Çakırözü ile Kocatepe arasındaki yürüyüş yoluna yapılan dinlenme alanları, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu tarafından hizmete açıldı.

Bakan Eroğlu, Afyonkarahisar Valisi Haluk İmga, MHP Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan'ın da bir süre eşlik ettiği yürüyüş, 05.00 sıralarında sona erdi.

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) tarafından sunulan ''Cepheden görüntüler müzikli anlatısı ve Orta Asya'dan günümüze Mehmetçiğin hikayesi'' konulu dans gösterileri beğeniyle izlendi. Kutlamalar kapsamında Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrası da konser verdi.
Daha sonra bir subay tarafından Büyük Taarruz sunumu yapıldı.

GECEDEN NOTLAR

'nin birçok ilinden gelen binlerce vatandaş katıldığı yürüyüşte, Afyonkarahisar Garnizon Komutanlığına bağlı birlikler gece boyunca katılımcılara, çorba, hoşaf ve ekmek ikram etti.

Gece boyunca vatandaşlara ücretsiz battaniye dağıtılırken, yolcu otobüsleri de rüzgar kesici olarak kullanıldı.

AA

İşadamları ile nakliyecilerin "Irak" kavgası

Irak'a mal satan Türk işadamları ile malları taşıyan Türk nakliyecileri arasında "güvenlik" ve "pazar payı" kavgası çıktı.Uluslararası Nakliyeciler ...'a mal satan Türk işadamları ile malları taşıyan Türk nakliyecileri arasında "güvenlik" ve "pazar payı" kavgası çıktı.

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Başkanı Tamer Dinçşahin, Türk- İş Konseyi Başkanı Ercüment Aksoy'un "Türk nakliyecileri pazarını kaybetti" şeklindeki açıklamalarını "ucuz bir yaklaşım" olarak değerlendirdi.

Aksoy'un bazı basın yayın organlarında 'a taşıma yapan Türk nakliyecilere ilişkin sözlerini eleştiren Dinçşahin, 'a yapılan tüm transit taşımaların Türk nakliyeciler tarafından yapıldığını vurgulayarak "Ercüment Aksoy da orada ticaret yapıyorsa, bunun nedeni Türk nakliyecilerinin verdiği hizmettir" dedi.

"İŞADAMLARININ BAŞARISI NAKLİYECİLER SAYESİNDE"

Dinçşahin, Türk nakliyecilerin 'a 2006 yılında 310 bin sefer yaptığını, 2007 yılında ise bu rakamın tam netleşmemiş olmakla birlikte 300 bini geçtiğini söyledi. 2005 yılındaki sefer sayısının ise 565 bin olduğuna dikkat çeken Dinçşahin, şöyle konuştu:

"Bu durumun Türk nakliyecilerin pazar payı kaybetmesi ile değil, 'ın iç dinamiklerinin ticarete yansıması ile ilişkisi var. Ayrıca, 2006 yılından sonra 2007'de sefer sayımızda bir düşüş olmadı. Bu da ağır şartlarda en iyi hizmeti vermeye çalışan nakliyecilerimizin bir başarısıdır. Türk işadamları nasıl ki Afganistan'ın imarından Türk nakliyecilerinin başarıları sayesinde pay aldıysa, 'ta da durum böyledir."

Dinçşahin, konuya ilişkin Ercüment Aksoy'a bir mektup yazacağını ve 'a taşıma yapan nakliyecilerin gerçek durumunu tüm ayrıntıları ile anlatacağını da sözlerine ekledi.

"BİZ BU İŞTE ÇOK ŞEHİT VERDİK"

Geçtiğimiz hafta Duhok-Musul Karayolu'nda 60 araçlık bir Türk konvoyunun mayınlı saldırıya uğradığını ve saldırı sonucunda bir Türk şoförünün öldüğünü, altı kişinin de yaralandığını hatırlatan Dinçşahin, "Biz bu işte çok şehit verdik. Eğer güvenlik önlemleri alınmaz ise 'a yönelik bu tür taşımaları yeniden değerlendirmek durumunda kalabiliriz. Bizim için sürücülerimizin can güvenliği her şeyin önünde gelmektedir" diye konuştu.

"EN GÜVENLİ BÖLGE KUZEY IRAK"

geneline oranla Kuzey bölgesine yapılan taşımaların daha sağlıklı ve güvenli yapıldığını dile getiren Dinçşahin, bu bölge dışına ve özellikle ülkenin güney kısmına güvenlik nedeniyle taşıma yapılamadığını kaydetti. Dinçşahin, "Zaten ABD ordusuna ait mallar Kuzey 'a değil, ülkenin diğer bölgelerine gidiyor. Yıllardır bu malları taşıyan nakliyecilerin güvenliğine ilişkin sözler veriliyor ama hiçbiri tutulmuyor" dedi.

"ABD ORDU MALLARINI TAŞIMAYABİLİRİZ"

'a taşıma yapan Türk kamyonlarına ve sürücülerine yönelik terör saldırılarının ticareti durma noktasına getirdiği uyarısında bulunan Dinçşahin, "Özellikle ABD ordu mallarını taşırken handikaplar oluyor. Bundan sonra bu tür riskli malların taşımasını yapmayabiliriz. Evet pazar payı kaybetmek istemeyiz, ama önceliğimiz şoförlerimizin can güvenliğidir" diye konuştu.

(ANKA)

Ülker büyümeye devam ediyor

Godiva ve Uno Ekmek'in ardından çayda güçlenmek için Oba ve Doğa'yı satın alacakÜlker, satın alarak büyümeye devam ediyor. Son olarak dünyada global çikolata markası Godiva'yı bünyesine katan içeride de Uno Ekmek'i satın alan Ülken yeniden çayda iddialı olmaya hazırlanıyor. Ülker, çay pazarındaki payı henüz küçük, ancak marka bilinirliği fazla olan Oba Çay'ın büyük bölümünü satın aldı. Oba ile yetinmeyen grup Doktor Feryal Menemenli'nin 1989 yılında kurduğu Doğa Bitkisel Ürünler'i bünyesine katarak çaydaki iddiasını güçlendirdi. 2005 yılında Kopuz Şirketler Grubu'na ait Tadım Çayın yüzde 50'sini satın alan ancak şirketi 2007 sonunda yeniden Kopuz Grubu'na satan Ülker, çay pazarından vazgeçmedi, sadece stratejisini 'piyasada bilinen bir markayı satın almak' üzerine kurdu.
İMZA AŞAMASINA GELDİ
Türkiye alkolsüz içecekler pazarının lideri çay, 2005 yılından itibaren gıda devlerinin tutkusu oldu. Yıllarca Çay- Kur'un tekelinde olan çay sektörünün 1987 yılından itibaren özel sektöre açılmasının ardından 2000'li yıllarda başlayan rekabet, büyük grupların da bu alana girmesiyle arttı. Toplam büyüklüğü 600 milyon doları bulan sektöre 2005 yılında Sabancı Grubu Deren markasıyla girdi, ancak Sabancı GıdaSa'yı satınca çaydan da çıkmış oldu. O tarihlerde 'deneme' amacıyla Kopuz Şirketler Grubu'ndan aldığı şirketle Natura markasını piyasaya süren Ülker, "Çayla bir yıldır hobi olarak uğraşıyoruz. Ancak bu iş kahveye benzemiyor, çok zor bir pazar" diye açıklama yapmıştı. Ancak ilerleyen sürede Ülker bu markayla çayda istediği pazar payını yakalayamadı. Çay piyasasında konuşulan bu iki gelişmede taraflar imza aşamasına gelirken, sektör artık her iki satın almaya da bitmiş gözüyle bakıyor.

"Futbolda temiz sayfanın adı"

Sivasspor Kulübü, Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan'ın vefatı nedeniyle bir başsağlığı mesajı yayınladı.Sivasspor Kulübü, Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan'ın vefatı nedeniyle bir başsağlığı mesajı yayınladı.
Sivasspor Kulübü'nün resmi internet sitesinde yer alan ''Başımız sağolsun'' başlıklı başsağlığı mesajında, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan'ın tatil için gittiği Muğla'nın Bodrum ilçesinde geçirdiği kalp krizi sonucu vefat ettiği duyuruldu.
Doğan'ın özgeçmişi ile ilgili bilgilerin de verildiği mesajda, ''Merhuma Allah'tan rahmet, spor dünyamız, Türkiye Futbol Federasyonu ile kederli ailesine sabır ve başsağlığı diliyoruz'' denildi.
-HASAN DOĞAN'IN ÖLÜMÜ SİVASLI FUTBOLSEVERLERİ ÜZÜNTÜYE BOĞDU-
Doğan'ın ölümü tüm futbolseverleri olduğu gibi Sivaslı futbolseverleri de üzüntüye boğdu. Doğan'ın ölüm haberini, Sivasspor'un Karadağ ekibi OFK Grbalj ile deplasmanda oynadığı UEFA İntertoto Kupası 2. tur ilk maçı sırasında öğrenen futbolseverler, Doğan'ın ölümünün üzüntüsünü yaşadı.
Görev yaptığı süre içerisinde tüm futbol camiası ile olduğu gibi Sivasspor Başkanı Mecnun Otyakmaz, teknik direktörü Bülent Uygun ve yönetim kurulu üyeleriyle yakın dostluklar kuran merhum Hasan Doğan, Sivasspor camiası tarafından sevilen bir isimdi.
Fırsat buldukça Sivasspor maçlarını takip eden Doğan'ı, başkanından yönetimine, teknik direktöründen futbolcusuna kadar Sivasspor camiası seviyordu.
-''FUTBOLDA TEMİZ SAYFANIN ADI: HASAN DOĞAN''-
Hasan Doğan'ın göreve gelmesinin ardından, Sivasspor'un yayın organı Sivasspor Dergisi'nin 9'uncu sayısı, ''Futbolda Temiz Sayfanın Adı: Hasan Doğan'' kapağıyla çıkmıştı.
Doğan'ın başkanlığa seçilmesi, Türk futbolunun gelişmesi ve Anadolu kulüplerinin güçlenmesine yönelik projelerinin ele alındığı dergi, Sivaslı futbolseverler tarafından yoğun ilgi görmüştü.
A.A.İLGİLİ HABERLER

8 derslikli okulda 9 öğrenci!

Ankara'nın Beypazarı ilçesi Karaşar beldesindeki İsmail Hakkı Tonguç Yatılı Bölge Okulunun (YİBO), yatılı bölümünün kapanmasının ardından burada ...Türkiye'de yabancılara satılan konutların yüzde 30'unun Alanya'da olduğu bildirildi.

Alanya Ticaret ve Sanayi Odasının yaptığı araştırmaya göre, Türkiye'de yabancılara toplam 41 bin 182 konut satıldı. Yabancıya satılan bu konutların 12 bin 331'i Alanya'da bulunuyor. Bu, Türkiye'de yabancılara satılan konut sayısının yüzde 29,9'una tekabül ediyor.

Türkiye'de mülk edinen yabancı sayısı açısından da Alanya yüzde 24,4'le ilk sırada bulunuyor. Türkiye'de mülk sahibi olan yabancı sayısının 73 bin 103 olduğu bildirilirken, Alanya'da mülk sahibi olan yabancı sayısı ise 17 bin 871 olarak açıklandı. Bu da, Türkiye'de mülk edinen yabancı sayısının yüzde 24,45'ini oluşturuyor.

Alanya, Antalya bazında da yabancıların ençok ilgi gösterdiği ilçe durumunda. Antalya'da yabancılara satılan 17 bin 850 dairenin, 12 bin 331'i Alanya'da yer alıyor. Bu da Antalya'da yabancıya satılan daire sayısının yüzde 69,1'i ediyor. Antalya'da yabancıya satılan toplam mülk sayısı ise 19 bin 480 iken bu mülklerin Alanya'daki sayısı 17 bin 871. Bu da Antalya'da mülk edinen yabancıların yüzde 91,7'sinin Alanya'yı tercih ettiğini gösteriyor.

Buna karşılık Türkiye'de yabancıların edindiği arsa sayısı 20 bin 903, arsa miktarı 32 milyon 967 bin 169 metrekare iken Alanya'da yabancıya satılan arsa sayısı 501, arsa miktarı ise 335 bin 960 metrekare olarak tespit edildi. Türkiye'de satılan arsa sayısının Alanya'daki oransal değeri yüzde 2,4, arsa sahibi olan kişi sayısının oransal değeri de yüzde 1'de kaldı.

ALTSO BAŞKANI TAÇ


Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Başkanı Kerim Taç, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nden alınan bu veriler ışığında, yabancıların konut sahibi olmak için Türkiye'de en yoğun tercih ettiği yerin Alanya olduğunu, arazi alımı konusunda ise Alanya'nın pek tercih edilmediğini ortaya koyduğunu söyledi. Bu durumun, bazı kesimler tarafından yabancıya mülk satışı konusunda duyduğu endişelerin Alanya ve Antalya açısından yersiz olduğunu da dile getiren Taç, ''Yabancıların konut alımında ilçemizi ve bölgemizi tercih etmesi sevindirici bir olay. Yapılacak yeni yasal düzenlemeyle önümüz daha da açılacaktır'' dedi.

Yabancıya mülk satışıyla ilgili olarak yapılacak yeni düzenlemeye göre, imara açılan bölgelerin yüzde 10'unun yabancıya satılabileceğini hatırlatan Taç, bu düzenlemenin, emlak sektörünü olumlu etkileyeceğini söyledi.

Alanya'da halen 11 bin 599 hektar imara açılmış alan bulunduğunu belirten Taç, yabancılara satılan toplam alanın 146 hektar olduğunu, bunun da imarlı alanın yüzde 1,3'ü anlamınına geldiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

''Bu anlamda mevcut imarlı alanın yüzde 8,7'i yabancılara satılabilir. İlçemizde Şubat 2008 verilerine göre, 17 bin 871 yabancı uyruklu, toplam 146,13 hektar alana tekabül eden, 12 bin 832 taşınmaz satın almıştır. Satın alınan bu taşınmazlar, ilçe yüzölçümünün binde 0,8'i iken, mevcut imarlı alanlara oranı ise binde 12,6'dır. Bu açıdan tasarının bu şekliyle geçmesi halinde de ilçemiz için uzun vadede bir sorun oluşturmayacağı görülüyor.''

Rize'de transfer sürüyor

Çaykur Rizespor Kulübü, İstanbul Büyükşehir Belediyespor'dan Volkan Koçaloğlu ile 2 yıllık sözleşme imzaladı.Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan'ın kalp krizinden hayatını kaybetmesi üzerine Van'da bulunan Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ailesine taziyede bulundu.

Maliye Bakanı Unakıtan, Hasan Doğan'ı uzun zamandan beri tanıdığını belirterek, kendisinin herkes tarafından sevilen, sayılan çok çalışkan bir arkadaşı olduğunu söyledi. Unakıtan, "Kendisi son olarak Futbol Federasyonu başkanı olarak kısa zamanda herkesi bir sevgi ve gönül bağıyla bağladı. Futbol ve iş dünyası olarak acımız çok büyük. Kendisine Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum." dedi.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ise Hasan Doğan'ın sadece iş ve spor dünyasının önemli bir şahsiyeti olmadığı aynı zamanda kendisinin yakın bir dostu olduğunu söyledi. Çelik, "Allah kendisine gani gani rahmet etsin. Ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Allah ailesine başka keder vermesin. Türkiye'nin başı sağ olsun." şeklinde konuştu.

Cihan

Aslantuğ'dan eşine öpüşme yasağı

Arzum Onan ile Erkan Petekkaya'nın boşrollerini paylaştığı 'Sessiz Fırtına' adlı dizi yayından kaldırılıyor"Sessiz Fırtına" dizisinin bitmesine, Arzum Onan ile Erkan Petekkaya'nın öpüşme sahnesine, Mehmet Aslantuğ'un izin vermemesi neden olarak gösteriliyor.

Daha önce de öpüşme sahneleri olmasına rağmen Arzum Onan'ın eşi Mehmet Aslantuğ'un bu sahnelere karşı çıkması, yapımcı Erol Avcı'yı çileden çıkarmış. Dizinin fanatikleri Kanal D'nin internet sitesine protesto mesajları gönderiyor.

Bugün

Tarkan Londra'da konser verdi

Pop sanatçısı Tarkan, İngiltere'nin başkenti Londra'daki Wembley Arena'da yaklaşık 5 bin kişiye konser verdiŞarkılarını hayranlarıyla birlikte söyleyen Tarkan, konser boyunca birkaç kez giysi değiştirdi.

Sahneye beyaz takım elbise, siyah gömlek ve kravatla çıkan Tarkan, şarkı aralarında kulise geçerek kıyafetinde küçük değişiklikler yaptı. Her seferinde farklı bir görüntüyle hayranlarının ilgisini çekmeyi başaran şarkıcıya kadın ve erken dansçılar eşlik etti.

Tarkan'ın özellikle "Şımarık", "Kuzu Kuzu", "Unutmamalı" gibi şarkılarını salondaki yaklaşık 5 bin kişiyle birlikte söyledi.

Bu arada gazetecilerin konser boyunca görüntü almasına izin verilmedi. Wembley Arena görevlileri, gazetecilerin çekim yapmasını engellemek için kameraları toplayarak emanete aldı, uygulama gazetecilerin tepkilerine yol açtı.

(AA)

Mohikanlar burada

Arda Uskan'ın partisine Sezen Aksu damgasını vurdu...- HABERTÜRK - Türkiye'nin En Büyük İnternet Gazetesi


if (top != self)
top.location.href = location.href;

//
function hideDiv(divID)
{
document.getElementById(''+divID+'').style.display = 'none';
}

function displayDiv(divID)
{
document.getElementById(''+divID+'').style.display = 'block';
}
//
var eski=1;
function KategoriMansetGoster(jj)
{
eval("pattlink"+eski+"").style.color="";
eval("patt"+eski+"").className="mansetdiv";
eval("pattlink"+jj+"").style.color="#d60000";
eval("patt"+jj+"").className="mansetdiv2";
eski=jj;
}

function SporMansetGoster(jj)
{
eval("pattlink"+eski+"").style.color="";
eval("patt"+eski+"").className="spordiv";
eval("pattlink"+jj+"").style.color="#f8f8f8";
eval("patt"+jj+"").className="spordiv2";
eski=jj;
}

function SporDegis(i)
{
i = eski + i;
if(i > 10) i=1;
if(i < 1) i=10;
SporMansetGoster(i);
Haberturk('/KategoriMansetler.asp?id=170&mns=' + i, 'txtManset')
}


//
var bustcachevar=1
var rootdomain="http://"+window.location.hostname
var bustcacheparameter=""

function Haberturk(url, txt)
{
var page_request = false

if (window.XMLHttpRequest)
page_request = new XMLHttpRequest()
else if (window.ActiveXObject)
{
try {
page_request = new ActiveXObject("Msxml2.XMLHTTP")
}
catch (e)
{
try
{
page_request = new ActiveXObject("Microsoft.XMLHTTP")
}
catch (e){}
}
}
else

return false

page_request.onreadystatechange=function()
{
loadpage(page_request, txt)
}

if (bustcachevar)
{
bustcacheparameter=(url.indexOf("?")!=-1)? "&"+new Date().getTime() : "?"+new Date().getTime()
page_request.open('GET', url+bustcacheparameter, true)
page_request.send(null)
}
}

function loadpage(page_request, txt)
{
if (page_request.readyState == 4 && (page_request.status==200 || window.location.href.indexOf("http")==-1))
{
document.getElementById(txt).innerHTML=page_request.responseText
}
}


   Türkiye'nin En Büyük İnternet Gazetesi

Adım adım Ergenekon operasyonu...

1.PERDEÜmraniye'deki el bombaları örgüte uzandı*12 Haziran 2007'de Ümraniye Çakmak Mahallesi'nde bir gecekonduda 27 el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler ele geçirildi. ...ef">
1.PERDE

Ümraniye'deki el bombaları örgüte uzandı

*12 Haziran 2007'de Ümraniye Çakmak Mahallesi'nde bir gecekonduda 27 el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler ele geçirildi.

*Örgütlü suçlara bakmakla görevli Beşiktaş'taki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca başlatılan soruşturmayı İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz yürüttü.


*Soruşturmada, emekli astsubay Oktay Yıldırım, Mehmet Demirtaş, Ali Yiğit, emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin, emekli astsubay Mahmut Öztürk, Kuvvai Milliye Derneği Genel Başkanı Bekir Öztürk, emekli binbaşı Fikret Emek, emekli yüzbaşı Gazi Güder, Siyasi Ekonomik Sosyal Araştırmalar ve Strateji Geliştirme Merkezi (SESAR) Başkanı İsmail Yıldız, Fuat E., tutuklanarak cezaevine gönderilirken, Ayşe Asuman Özdemir, emekli binbaşı Zekeriya Öztürk, Tuğrul D. ve Oğuz Evren K. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

*Daha sonra yapılan incelemelerde, Cumhuriyet gazetesine atılan bombaların Ümraniye'de ele geçen bombalarla aynı seriden ve türden olduğu 'Bomba İnceleme ve İmha Daire Başkanlığı' tarafından tespit edildi.

*İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ile Beşiktaş'taki Ağır Ceza Mahkemesi savcılığı tarafından ortaklaşa yapılan soruşturmada 'Ergenekon' örgütünün de izi bulundu.

2.PERDE

KİM KİMDİR?
*Muzaffer Tekin 1984'te ordudan atılma eski bir yüzbaşı. Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan ile saldırı öncesinde 15 kez telefonla görüştüğü saptandı. Danıştay baskınından sonra kaçarak emekli astsubay Mahmut Öztürk'ün evinde saklandı. İntihara teşebbüs etti. JİTEM'in kurucularından Ahmet Cem Ersever, TSK'dan şeref madalyası sahibi olan Tekin'in sınıf arkadaşı. Susurluk hükümlüsü Korkut Eken ile görüşüyor. TİT kurucusu Semih Günaltay'ın yanı sıra, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği ve Türk Mukavemet Teşkilatı ile bağları olduğu biliniyor. Susurluk'un önde gelen isimlerinden İbrahim Şahin ve Veli Küçük'le çekilmiş fotoğrafları bulundu. Tekin'e yardım eden ve Kıbrıs'ta kumarhane çatışmasında ölen Musa Çakmak da Şahin'in eski koruması. Geçen haziran ayından beri tutuklu.


Eskişehir'de ikinci cephanelik çıktı

*Muzaffer Tekin'in ilişkileri doğrultusunda eski binbaşı Fikret Emek'in 26 Haziran 2007'de annesine ait Eskişehir'deki evde yapılan aramada 11 kilo plastik patlayıcı ve suikast tüfeği Kanas ele geçirildi. Emek tutuklandı.

*15 Temmuz 2007'de gazeteci yazar Ergün Poyraz operasyon kapsamında gözaltına alınarak cezaevine konuldu. Poyraz, Kara Kuvvetleri'nin istihbari yapılanmasına ait 'gizli ibareli' veriyi ifşa etmekle suçlandı.

*Soruşturmanın genişletilmesi sonucu gözaltına alınan, eski yüzbaşı Gazi Güder, Fuat Ermiş, İsmail Yıldız, Asuman Özdemir ile son olarak da 26 Ağustos 2007'de Mete Yalazangil'de tutuklandı.

3.PERDE

Veli Küçük tutuklandı
*Soruşturmanın boyutunun genişlemesi üzerine soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısı iki oldu. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel de görevlendirildi.

*Üçüncü perde operasyonunda emekli tuğgeneral Veli Küçük, emekli kurmay albay Mehmet Fikri Karadağ, avukat Kemal Kerinçsiz, Susurluk hükümlüsü Sami Hoştan ve Sevgi Erenerol'un da aralarında bulunduğu 31 kişi 21 Ocak günü gözaltına alındı.

*31 şüpheliden Veli Küçük, eski yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk, eski uzman çavuş Muhammed Yüce, avukat Kemal Kerinçsiz, Sami Hoştan, Sevgi Erenerol, Hüseyin Görüm, Oğuz Alpaslan Abdulkadir, Kahraman Şahin, Erol Ölmez, Erkut Ersoy ve yazar Ümit Oğuztan'ın aralarında bulunduğu 14 kişi tutuklandı.

Kim kimdir?

Veli Küçük

EMEKLİ Tuğgeneral. Susurluk skandalına adı karışan en üst rütbeli komutandı. Abdullah Çatlı ve 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilişkisi saptandı. Küçük'ün adı milliyetçi 'Kızıl Elma' koalisyonunun organizasyonu ile tekrar duyuldu. Güneydoğu bölgesinde yüzlerce faili meçhul cinayetin faili olarak anılan JİTEM'in kurucusu. Danıştay Baskını sonrasında gözaltına alınıp bırakılan, ardından Ümraniye'de bir gecekonduda yakalanan bombalarla ilgili tutuklanan Muzaffer Tekin'le doğrudan ilişkisi var.

Kemal Kerinçsiz
BİR grup ülkücü avukatla birlikte kurduğu Büyük Hukukçular Birliği Genel Başkanı olarak Elif Şafak, Orhan Pamuk, Perihan Mağden, Hrant Dink gibi isimler hakkında başlattığı kampanyalarla adını duyurdu. Çok sayıda 'ulusalcı' eyleme Veli Küçük, Muzaffer Tekin gibi isimlerle birlikte katıldı. Muzaffer Tekin'in de avukatlığını yapıyordu.

4.PERDE

Akademisyenler ve gazeteciler gözaltında
*21 Şubat 2008 tarihinde yapılan operasyonun bu ayağını, üniversitelerde faaliyet gösteren ve örgüte hem teorik hem de yeni eleman kazandırma desteği verdiği iddia edilen akademisyenler oluşturdu.

İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü'nden görevli Doç. Dr. Ümit Sayın ile Sakarya Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Emin Gürses, emekli astsubay Orhan Tunç, Özallar'ın kuyumcusu olarak ün yapan sosyete kuyumcusu Hayrettin Ertekin, gazeteci Vedat Yenerer, Noel Baba Barış Konseyi Derneği Başkanı Muammer Karabulut gözaltına alındı. Bu isimler de 25 Şubat tarihinde tutuklandı.

Ergenekon nedir?

"Ergenekon" olarak bilinen örgütlenme, başkana doğrudan bağlı olan dört daire komutanlığı ile iki sivil başkanlıktan oluşuyor. "Lobi" adı verilen sivil unsurların örgütlenmesini sağlayan oluşumla ilişkileri bu iki sivil sağlıyor. Örgüt, Türkiye'deki mevcut rejimin gerçek olduğuna inanıyor. "İç düşmanları" pasifize etmek, hatta ortadan kaldırmak için suikastları "kaçınılmaz" görüyor. Entelektüellere önem veriyor. Medyayı, sivil toplum kuruluşlarını (STK) kullanmanın önemine vurgu yapıyor. "Naylon terör grupları" ile naylon şirketlerin kurulması gerektiğini düşünüyor.


5.PERDE
Ergenekon örgütü soruşturması kapsamında beşinci dalga operasyonunu şafak vakti gerçekleştiren polis, Ankara'da İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'i, İstanbul'da ise eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu ile Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk'un da aralarında bulunduğu 13 kişiyi gözaltına aldı.


ABD'de süper Türk polis şefi

New York Emniyet Müdürlüğü'nün iç araştırma, istihbarat ve yüksek teknoloji suçları araştırma bölümü olan, yıllar önce kurduğu Grup 7'nin uzun yıllar ...New York Emniyet Müdürlüğü'nün iç araştırma, istihbarat ve yüksek teknoloji suçları araştırma bölümü olan, yıllar önce kurduğu Grup 7'nin uzun yıllar bölümün müdürlüğünü yapan ve teşkilatta, "Süper Türk Polis Şefi" olarak anılan Türk asıllı Amerikan Polis Şefi Yalkın Demirkaya, şimdi de sanayi casuslarının korkulu rüyası oldu. Demirkaya, ABD'nin dünyaca ünlü dev şirketlerini sanayi casuslarına karşı koruyor, casuslarla başı derde giren şirketlerin de kurtarıcısı oluyor.

20 yıl polis şefi olarak görev yaptığı New York Emniyet Müdürlüğü'nde, "polislerin polisi" olarak da isim yapan Demirkaya, polis teşkilatı içerisinde sahip olduğu süper yetkilerle suç işleyen, yasa dışı işlere karışan, mafya ile bağlantısı olan polisleri rütbe ve görevine bakılmaksızın takibe alarak, suçlu bulduklarını adalete teslim etmesiyle tanınmıştı. Düzenlediği operasyonlarla yasa dışı işlere karışan kötü polisleri adalete teslim eden Demirkaya, bu konudaki başarılarından dolayı, New York emniyet müdürlüğü tarafından defalarca ödüllendirilmişti.

Geçtiğimiz yıl New York Emniyet Müdürlüğü'nden emekli olan Demirkaya'nın Cyber Diligence isimli şirketi ise ABD'deki büyük şirketlerin bir anda gözdesi oldu. Demirkaya ve dedektiflerden oluşan ekibi şimdi de ABD'deki büyük şirketleri sanayi casuslarına karşı koruyor. Demirkaya'nın, daha önce yanında çalışan dedektiflerden oluşturduğu ekip dünyanın neresinde olursa olsun sanayi casuslarını düzenlediği gizli operasyonlarla bulup adalete teslim ediyor.

SANAYİ CASUSLUĞUNUN ABD'DEKİ ZARARI

Demirkaya,sanayi casusluğunun günümüzde geldiği aşamayı değerlendirdi ve Avrupa'da yaptıkları bir operasyonun detaylarını açıkladı. Demirkaya, ABD yasalarına göre görevli olduğu sürece emniyetin bilgisi dahilinde ikinci bir iş yapma hakkı olduğunu belirterek, "Ben de bilişim suçları ve yüksek teknoloji suçlarını araştıran şirketimi ilk kez 1995 yılında kurdum, 2004 yılında ise anonim şirket haline getirdim. Emniyet müdürlüğündeki görevim nedeniyle uzun bir süre kendi işimi part time yürütmek zorunda kaldım, ancak geçen yıl emekliye ayrıldıktan sonra kendi işime daha fazla ağırlık vermeye başladım. Yanımda çalışanların hepsi benim yetiştirdiğim dedektifler ya da hala bir New York Polis Teşkilatı teknoloji suçları araştırma departmanında çalışan, hala aktif amirler de yanımda çalışmakta. Bu yapımızla, ABD'deki büyük şirketlerin çok güvendiği bir kurum haline geldik" dedi.

Sanayi casusluğunun birçok ülkeyi aşırı zarara soktuğunu söyleyen Demirkaya, "Amerikan makamlarının bu konuda saptadıkları en son rakam 2004 senesi verilerine göre tam 238 milyar dolar, bu rakam sadece sanayi casuslarının Amerikan ekonomisine verdiği zarar. 2007 yılında henüz bir rakam belirlenmedi ama bu rakam yarım trilyon dolara kadar çıkmış olabilir. Her sene Amerika'da casusluk yapmak için de kullanılan araç gereç, böcek veya dinleme cihazları için harcanan paranın tutarı 200 milyon dolar civarında. Satın alınan bu ekipmanların çoğu da sanayi casusluğu için kullanılıyor" diye konuştu.


NETWORK'E AÇILAN BİR E MAIL İLE İZLİYORUZ


Demirkaya, sanayi casuslarına karşı gizli kalması gereken ve anlatamayacağı birçok ayrı yöntemle savaştıklarını belirterek, şunları söyledi:

"Network'te sadece bir kişinin bizim gönderdiğimiz bir e-maili açması bize yeter. Düşünün ki bir kaç yüz çalışanın olduğu bir şirket sadece biri açarsa biz içerideyiz, o network'e bağlı tüm bilgisayarların her yaptığı işlemi takip etme imkanımız oluyor böylece. Daha sonra da operasyona içerden devam edip bu yapılan işlemleri kayda alıp görüntülerini ve fotoğraflarını kaydediyoruz. Bu teknik bir çok şirkette var tabi ama tabi bizim bu konuda da lider olmamız, tabi ki eski veya yeni polislerin çalıştığı bir şirket olmamız önemli. Bir çok şirket hackerları kullanmaya çalışıyor, bu tür işlerde hackerlara ne derece güvenebilirsiniz? Eski bir seri katili New York emniyet müdürü yapabilir misiniz? Tabi ki biz yıllardır hackerları yakalayan kişiler olarak onların neler yaptığını çok iyi biliyor ve ona göre çalışıyoruz"

SANAYİ CASUSLARI MAFYA İLE İÇ İÇE


Demirkaya, sanayi casusluğunun dünyanın başındaki en büyük dertlerden biri olduğunu belirterek, giderek artan bilişim, yüksek teknoloji suçları ve sanayi casusluğuna karşı tüm ülkelerin birlikte savaş vermesi gerektiğini savundu. Demirkaya, "Endüstri casusluğunun içersinde artık uluslararası organize suç çeteleri de girmiştir. En çok kovaladıkları şeyler gizli formüller, iş planları, şirket evlilikleri öncesinde yapılan antlaşmalar gibi, oralardan çaldıkları bu bilgiler çok büyük paralar ediyor. Eğer bu bilgiler özellikle borsada işlem gören şirketlere aitse tabi ki çok daha fazla para ediyor, mafya da bunların peşinde" dedi.

Demirkaya ABD'de sanayi casusluğunun ülkeye verdiği ekonomik zararın giderek artması nedeniyle ABD'li şirketlerin bu konuda çeşitli önlemler almakta olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Büyük Amerikan şirketlerinin her biri içinde bir araştırma ve istihbarat bölümü vardır, o bölümlerin de görevi rakipleri hakkında bilgi toplamaktır. Ancak bunu yasa içinde yapmayan firmalar var ve bazı şirketler bunu yasa dışı yollardan yapmayı da denemektedir. En kolay yol olarak özel dedektifler tutan şirketler, rakipleri olan bir otomobil üreticisi firmanın çıkartacağı yeni model hakkında bilgi çalma yöntemlerini kullanmaktadırlar. Bu tür yasa dışı uygulamaları yapan firmalar o bilgilere ulaşmak için eski Sovyet ajanlarını bile kullanmaktadır. Bunların çok basit yolları vardır, yönetim kurulu toplantılarını dinlemek için dinleme aletleri kullanırlar, genel müdürün sekreterinin bilgisayarına casus yazılımlar kullanırlar, dışardan bilgisayar sistemine giriyorlar. Geçtiğimiz yıllarda, milyarlarca dolar değerindeki bir Amerikan şirketinin Avrupa'da bulunan çeşitli ülkelerdeki bazı merkezlerinde çeşitli operasyonlar yaptık ve şirketi milyarlarca dolar zarardan kurtardık"


AVRUPA'DAKİ BİR OPERASYONUN DETAYLARI

Demirkaya, sanayi casusluğunu ortaya çıkartmak için dünyanın her yerinde operasyon yapacak bir güce sahip olduklarını belirterek, Avrupa'da yaptıkları bir operasyonun detaylarını ilk kez açıkladı. Demirkaya, şöyle dedi:

"Operasyonları nerede yapacağımız bizim için önemli değil, her yerde bu operasyonları gerçekleştirecek bir ekibe sahibiz. Geçtiğimiz yıl, Avrupa'da gerçekleştirdiğimiz bir operasyonda, burada çok önemli bir müşterimiz olan Amerikan kuruluşunun tüm network'üne bir gecede girip tüm forensik kayıtlarını aldık, kayıtlarını inceledik, sonucunda da yahoo e- maili kullanarak şirketin bütün müşteri listelerinin dışarıya sızdırıldığını tespit ettik, tabi kimlerin yaptığını da. Çok ünlü bir başka Amerikan Şirketinin kendileri için hayati değerde olan kimyasal formülleri çalındı. Çok büyük ve ünlü olan bu Amerikan şirketi, çalınan formülleri ortaya çıkartmak için ARGE bölümüne tam 4 milyar dolar harcamıştı. Biz gittik ve işi çözdük tabi, içerde çalışan bir müdür bunları çalıp Avrupa'daki rakip bir firmaya vermiş. Bu şirketin Avrupa'daki merkezlerine gizlice bir hafta sonu girdik. Önce laboratuarlarına girdik hangi formüllere girip baktıklarını gördük, hepsinin bilgisayarlarının hard drivelarını kopyaladık. 300'e yakın bilgisayar vardı, sistemlere girenleri teker teker kontrol ettik. 5 bin kare fotoğraf çektik. Hepsinin bilgisayarlarını hiçbir iz bırakmadan kopyaladık, resimledik ve araştırmanın sonucunda casusları yakaladık.

Cumartesi- Pazar yaptığımız bir operasyondu, tabi kimse ne yaptığımızı anlayamadı. Bu tür işleri piyasada rekabet diğer şirketlerle rekabet etmek zorunda kalan bazı şirketler bazen bu tür yollara başvurabiliyor, o kadar basit cihazlar var ki 9 voltluk bir pille 300 metredeki her şeyi kaydedebiliyor, dinleyebiliyor. Sanayi casusları bu şirketlerin bilgisayar ağ sistemlerine girerek, elektronik dinleme cihazları kullanılarak, ya da içerde çalışanların elde ettiği bilgiler doğrultusunda gerçekleşiyor.

SANAYİ CASUSLIĞUNA GİZLİ SERVİSLER DE KARIŞIYOR

Demirkaya bazı ülkelerin ulusal çıkarları doğrultusunda gizli sevis örgütlerini sanayi casusluğu yapmaya yönlendirdiğini belirterek, "Bazı ülkelerin istihbarat servisleri de sanayi casusluğunun içerisinde. Ülkelerin rekabet ettikleri çeşitli sektörlerde diğer ülkedeki rakiplerini elimine etmek için her türlü yola başvurabiliyorlar. Bazen bizim karşımıza organize suç çeteleri yerine devletlerin resmi haber alma örgütleri de çıkabiliyor. Bazı ülkeler bunu kamu yararına gördükleri için ülkelerinin istihbarat birimlerine sanayi casusluğu yaptırıyorlar. O şirketi hedefliyorlar ve o şirketten bir şekilde o formüllüleri elde etmenin yollarını arayıp bu formülleri çalıyorlar. Ve gidip bu formülleri bazen de o ülkenin en yetkili kişisine bile verebiliyorlar veya rakip firmaya veriyorlar. Tabi bu devletlerin ajanları bazen de yakalanılabiliyor. ABD'de ki telekom şirketi olan AT and T şirketinden bilgi çalmakta olan Fransa ajanı yakalanmıştı bir zamanlar" dedi.

FBI, YERİNE BİZİ TERCİH EDİYORLAR

Demirkaya, bu şirketler neden polise veya FBI'ya bu işi bedava yaptırmak yerine size gelip para karşılığında yaptırıyorlar sorusunu da şu yanıtı verdi:

"Bu tür işlerin bize verilmesindeki en büyük neden başta güvenilir olmamız tabi ki. FBI'da gidebilirler ama bir çok büyük şirket bu tür operasyonların çok gizli kalmasını istiyor, biz ne basın toplantısı yapıp bilgi veriyoruz ne de basına sızdırıyoruz. Zaten bu yüzden bize tonlarca para ödüyorlar. Düşünün ki çok büyük bir bankasınız ve içeriden 10 bin adet kredi kartı numarasını çaldılar, FBI'ya bildirseniz iş adli makamlara yansıdıktan sonra basına da gidecek ve firmanız büyük bir prestij kaybedecek. Çünkü davayı resmi kurumlar yönetecek. Ama bizimle yaptıkları zaman işin kontrolü tamamen onların elinde oluyor, operasyonların her aşamasından haberleri oluyor. Araştırma sonuçlanınca da eğer karşı taraf isterse olay adli makamlara bildiriyor, istemezse bildirilmiyor. Tabi ki bu tür bir çalışma büyük şirketlerin gizlilik kuralları çerçevesinde çok işlerine yarıyor. Şirketin hiç bir kötü tanıtımı olmuyor. Bizle çalışan şirketler FBI ve polisle çalışmalarından çok daha fazla verim alıyorlar. Elimizde olan alet edevat en gelişmişi, en iyisi, Amerikan devletinin alamadığı bir çok şeyi biz alabiliyoruz. Yeni bir şey çıkıyor ben hemen alıyorum, devlette çalışsan isteğin bir şeyi almak bir sene sürer. Ben eski doğu bloku ülkesi mensubu muazzam bir casusu yakaladım, 4 -5 yıl önce, özel şirketimde tabii, eğer benim temsilciliğini yaptığım şirketim bu kişiden davacı olsaydı en az 10-15 sene yerdi"

(ANKA)

Fatih hoca söylesin

Acı haberi Aysel Doğan, Terim'in ağzından duymak istedi: "Kocamın durumuyla ilgili haberi bana Fatih Hoca versin" O anda Terim'in gözündeki yaşlar sel olup aktı ve haberi vermeye gittief">
Bodrum'daki yazlığımda televizyondan " Hasan Doğan kalp krizi geçirdi" alt yazısını görünce hemen arabaya atlayıp hastaneye doğru yola çıktım. Yol boyunca. Levent Kızıl'dan Hasan Doğan'ın sağlık durumunu öğrenmeye çalıştım. Kızıl da hastanedeki diğerleri gibi Doğan'ın ne durumda olduğunun kesin ve net bilgisine haiz değildi. Tam hastaneye girerken İstanbul'dan telefon açan bir arkadaşım Hasan Bey'in kaybedildiğini televizyonların bu şekilde haber geçtiğini söyledi. O yüzden daha telaşlı ve heyecanlı bir şekilde hastaneye girdim. Doktor olduğum için direk doktorların bulunduğu odaya girdim.
O ana kadar kamuoyuna net bir açıklama yapmayan doktorlar, meslektaşlarına yani bana aynen şunları söylediler: "Hocam zaten ex (yaşam fonksiyonlarını kaybetmiş) gelmişti. Bütün çabalarımıza rağmen geri döndüremedik. Başımız sağolsun"

GÖZYAŞLARI
Bu haberi alır almaz, dışarıda, gözlerindeki yaş, yuvalarında durarak bekleyen Fatih Terim, Fulya Terim, Semih Şentürk, Rüştü Reçber, , Tümer Metin, Tuncay Şanlı, Hakan Balta, Hamit Altıntop, Ayhan Akman ve Eşi'nin (Aysel Doğan) olduğu bölüme doğru hareket edip acı haberi verdim. Başımız sağolsun diyebildim. O sırada futbolcuların da Fatih Hoca'nın da Fulya Hanım'ın da gözlerinden yaşlar süzüldü. Hocanın ağzından sadece "Sabah beraberdik, öğlen beraberdik akşam da beraber olacaktık. Bu nasıl Ahmet" sözleri çıkabildi. O sırada acı haberi Doğan'ın sevgili eşi Aysel Hanım'a vermeye gidenlerden bir tanesi geri dönmüş, yanımızda belirivermişti. Hocaya dönüp "Hocam Aysel Hanım diyor ki ' Kocamın durumuyla ilgili son haberi bana Fatih Terim versin, o bizi, milli takımı defalarca kurtardı. Şimdi de kocam kurtulduysa gelsin söylesin, kurtulmadıysa da ölüm haberini yine o versin' diyor Aysel hanım sizi bekliyor" dedi. O anda Fatih Terim'in gözündeki yaşlar sel olup aktı. Dağ gibi Fatih Terim birdenbire yıkılmıştı. Bir an göz göze geldik "Hocam bu görev sana düşer, istersen ben de seninle geleyim" dedim.

BU FUTBOL NEDİR BÖYLE?
Fatih Terim kendisi gibi sürekli ağlamakta olan eşi Fulya Hanım'a baktı ve o acı haberi vermek için Aysel Doğan'ın yanına gitti. O anda Terim'in duygusallığını, insani yönünü bir kez daha gördüm. Fatih Terim o dakikadan itibaren Aysel Hanım'ın başından bir an olsun ayrılmadı. Sayın Başbakan gelene kadar Aysel Hanım'la, Doğan ailesiyle ve oradaki organizasyonla Fatih hoca ilgilendi. Başbakan da geldikten sonra kendisiyle konuşma olanağımız oldu. Sayın Başbakan'ın acısı elbetteki çok büyüktü. Sadece bana "Ahmet hocam bu futbol nedir böyle" der gibi bakıyordu. Başbakanı futbol oynadığı yıllardan ve televizyonlardan çok farklı şekillerde gördüm. Kimi zaman endişeli kimi zaman neşeli kimi zaman da heyecanlıydı. Ama o gece çok farklıydı. Kendini tutuyor ama belli ki çok derin bir acı çekiyordu. Emine hanım da öyle. Onun acısı daha da belliydi.

ALLAH SABIR VERSİN
Gecenin ilerleyen saatlerinde kaldığım hastaneden sevgili dostum Hasan Doğan'ın acısı, Terim'in çok duygusal anları, Aysel Doğan, Fulya Terim ve Başbakan Erdoğan başta olmak üzere orada bulunanların büyük acıları aklımda kalarak hastaneden ayrıldım. Sevgili Hasan Doğan, Sayın Başkanım mekanın cennet olsun. Hepimize Allah sabırlar versin.

20 Aralık 2008 Cumartesi

Tekne yaktılar

İddiaya göre Beyoğlu'nda bir grup sloganlar atarak iskeleye çekilmiş tekneye molotofkokteylleri attı..Beyoğlu Hasköy İskelesi'nde tamir için karaya çekilen bir balıkçı teknesi alev alev yandı. Olayı gördüğünü iddia eden bir kişi, denizden motorla gelen bir grubun sloganlar atarak tekneye molotofkokteylleri attığını iddia etti.
Olay saat 03.00 sıralarında meydana geldi. Görgü tanığının iddiasına göre, denizden motorla gelen bir grup, önce sloganlar attı ardından da ellerindeki molotof kokteyllerini ateşleyerek tekneye savurdu. Tamir için karaya alınan tekne alev alev yanmaya başladı. İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri teknedeki yangını söndürdü ancak tekneden geriye kül yığını kaldı. Bir görgü tanığı, "Denizden motorla bir grup geldi, sloganlarla tekneye molotof attı." dedi. Polis, olayla ilgili araştırmalarını sürdürüyor.
CHA

Federasyon geri adım mı attı?

TFF: 'Ulusal ve uluslararası yasa ve kurallara saygılıyız'Türkiye Futbol Federasyonu'ndan yapılan açıklamada, yasa ve kurallara saygılı olunduğu belirtildi.
Futbol Federasyonu'ndan ''Yasa ve kurallara saygılıyız'' başlığıyla yapılan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
''5719 sayılı yasanın yürürlüğe girmesiyle yaşanan süreç, haksız suçlamaları içeren, sistematik biçimde yaratılan bilgi kirliliğiyle futbola ve futbolun değerlerine zarar veren bir olumsuzluğu beraberinde taşıyor.
Türkiye Futbol Federasyonu olarak biz bu süreçte duruşu, kararlılığı, yasaya olan saygısı, uluslararası kurallara bağlılığıyla bazı çevrelerin anlayamadığı ya da özellikle anlamak istemediği bir tutarlılığı göstermeye çalışıyoruz.
Ulusal bazda yasaya ve yargıya, uluslararası bazda FIFA ve UEFA ilkelerine, dün olduğu gibi bugün de saygılıyız. Bu tutumumuz hiçbir aşamada değişmeyecektir.''
AA

Sağlık Turu

Viagra, kan dolaşımını da rahatlatıyor VİAGRA, piyasaya sürülüşünün 10'uncu yılını kutlarken, bilim adamları bu ilacın sadece ereksiyon sorununu ...Viagra, kan dolaşımını da rahatlatıyor
VİAGRA
, piyasaya sürülüşünün 10'uncu yılını kutlarken, bilim adamları bu ilacın sadece ereksiyon sorununu çözmediğini, aynı zamanda damarları rahatlatarak, kanın rahat dolaşımını sağladığını ortaya çıkardı. İlacın sadece cinsel sorunlara deva olmadığını ifade eden bilim adamlarına göre, Viagra'da bulunan bir madde, akciğer basıncını düzenleyip hayat kurtarıyor. İlaca cinsellik açısından ihtiyaç duyanların muhtemelen dolaşım sorunu yaşadığına dikkat çekiliyor.

Kulak memesi çizgisi hastalık habercisi
İZMİR
Kent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Cevad Şeküri, kulak memesindeki yatay derin çizginin kalp ve damar hastalıklarının habercisi olduğunu söyledi. Doç. Dr. Şeküri, 1973'ten beri bu bulguyla ilgili 35'e yakın bilimsel yayın yapıldığını anlattı. Kulak memesinde çizginin damar dolaşım yetersizliğinin kronik bulgusu olduğunu vurgulayan Şeküri, çizgiye sahip olanlarda kalp damar hastalığı görülme sıklığının, olmayanlara oranla yüksek olduğunu dile getirdi.

"Topu vermesem 'Brezilya çetesi' derlerdi"

Alex, "Neden penaltıyı Kezman'a bıraktın?" diye soran arkadaşlarına bu yanıtı verdi.Fenerbahçe, önceki gün Ankaraspor deplasmanında uzatma dakikalarında yediği golle 2 puan kaybederken, maçın sonlarında sarı-lacivertli takımın atamadığı penaltı gündeme oturdu. Sarı-lacivertli takım 2-1 öndeyken, Ankarasporlu Risp'in topa elle müdahalesi üzerine F.Bahçe penaltı kazandı. Bu sırada topu alan Kezman, takımın penaltıcısı Alex'e, "Por favor (Lütfen)" diyerek atışı kullanmak istediğini dile getirdi. Brezilyalı yıldız önce kararsız kaldı ama ikinci "Por favor" üzerine izin verdi. Ama Kezman penaltıyı kaçırdı. Uzatmalarda yenen golle de 2 puan uçtu.
"ZATEN KONUŞUYORLAR"
Edinilen bilgiye göre maçtan sonra bazı takım arkadaşları Alex'e, "Neden penaltıyı Kezman'a kullandırdın? Sen atsan iş biterdi" dedi. Sambacı da, "Zaten önüne gelen bir 'Brezilyalı çetesi'nden bahsediyor. Orada Kezman'a topu vermesem yine 'Brezilyalı çetesi' diyeceklerdi. Sırf buna fırsat tanımamak için atışı Kezman'a bıraktım. Sonuçta bu takımda benden sonra birileri penaltı atacaksa, Kezman'ın ikinci adam olmadığını ben de biliyorum. Ama oldu bir kere!" diyerek aslında Kezman'ın talebinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

Sabah

Camide infaz

Kars'ta kan davası nedeniyle öldürülmekten korkup İzmir'e kaçan 28 yaşındaki İbrahim Daşğın, camide Kuran okurken ensesinden vurulduİzmir'in Çamdibi semtinde önceki akşam, namaz için Taşköprü Camisi'ne giren cemaat, 28 yaşındaki İbrahim Daşğın'ı Kuran okurken ensesinden tek kurşunla vurulmuş olarak buldu. İddiaya göre, Kars'ın Sarıkamış ilçesinde yaşayan İbrahim Daşğın'ın babası Servet Daşğın, 12 yıl önce arazi tartışması sonucu Resul Çelik'i öldürdü. Baba Daşğın 2001'de aftan yararlanıp tahliye olurken, iki aile, köylülerin araya girmesiyle barıştı.

KENDİNİ DİNE VERMİŞTİ
Bir yıl sonra da İbrahim Daşğın, diğer aileden Özlem Çelik'le evlendirildi. İlk olay böyle kapanırken, 2006'da bu kez Daşğın ailesi ile komşuları Polat ailesi arasında, "iki evin arasına toprak dökme" yüzünden çıkan kavgada, Mirza Polat (35) ve Ekrem Polat (39) öldürüldü. Olayla ilgili Servet Daşğın ve ağabeyi Salih Daşğın tutuklanırken, 1 yıl önce çıkan ikinci kavgada, bu kez de Salih Daşğın'ın oğlu, Abdullah Polat'ı öldürdü. Kan davasının kurbanı olmaktan korkan İbrahim Daşğın, 3.5 ay önce eşini ve biri 3 diğeri de 1.5 yaşındaki 2 çocuğunu köyde bırakarak İzmir'e geldi. Kuzeninin yanına yerleşen genç, inşaatlarda çalışmaya başladı. Daşğın'ın yaşanan olaylar nedeniyle kendini dine verip 5 vakit namaz kıldığı, boş zamanlarında sürekli Kuran okuduğu öğrenildi. Caminin karşısındaki işyerinin güvenlik kamerası kayıtlarında bir ipucuna ulaşılamadı. Daşğın'ın cenazesi toprağa verilmek üzere memleketine götürüldü.

İşte Kızılderililerde bilge dolu sözler

Beyazların Amerika'ya adım atmasıyla kaderleri değişen ve asimilasyona uğrayan Kızılderililerin bazı sözleri, yüzlerce yıl öncesinden günümüze bilgelik taşıyor. ...zların Amerika'ya adım atmasıyla kaderleri değişen ve asimilasyona uğrayan Kızılderililerin bazı sözleri, yüzlerce yıl öncesinden günümüze bilgelik taşıyor.Bir kızılderili atasözü, ''Nimet de külfet de büyük ruhun elindedir. Bazen onun külfeti bizi nimetinden daha fazla akıllandırır'' derken, bir başka atasözü ise ''Derinin rengi insanları farklı kılmaz. İyi iyidir, kötü kötüdür. Büyük yaratıcı hepimizi kardeş olarak yaratmıştır'' ifadesiyle eşitliğin ve kardeşliğin değerini gözler önüne seriyor.

Polisler tarafından çıkarılan ve mevsimlik olarak yayınlanan Son İstasyon dergisinin 2. sayısında kızılderili ata sözlerine yer verildi.Kızılderili ritüelleri ile ''Oturan Boğa'', ''Geronimo'', ''Dinelen Ayı'', ''Çılgın At'', ''Kara Şahin'', ''Tepen kuş'', ''Kırmızı Bulut'' ve ''Gümüş Bıçak'' gibi ünlü kızılderili şefleri hakkında bilgiler de verilen yazıda, Apache, Siouw, Cherokee, Kara Ayak, Comanche, Arapaho, Mohican ve Cheyenne gibi ünlü kızılderili kabilelerinin yüzyıllardan süzülüp gelen ata sözleri de yer alıyor. Kızılderili kültürü ile inanışlarını da yansıtan bilgelik dolu atasözlerinden bazıları şöyle:

''-Ağlamaktan korkma. Zihindeki ıstırap veren düşünceler gözyaşı ile temizlenir.
-Arkamdan yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme takipçin olmayabilirim. Yanımda yürü böylece ikimiz de eşit oluruz.
-Bir düşman çok, yüz dost azdır.
-Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap. Eğer onu yenersem utanç duymamayım.
-Derinin rengi insanları farklı kılmaz. İyi iyidir, kötü kötüdür. Büyük yaratıcı hepimizi kardeş olarak yaratmıştır.
-Su gibi olmalıyız. Her şeyden aşağıda ama kayadan bile kuvvetli.
-Yeryüzüne iyi muamele et. O babanızın malı değil, onu çocuklarınızdan ödünç aldınız.
-Komşunun hakkında hüküm vermeden önce iki ay onun makosenleriyle yürü.
-Ölüler güç ve bilgilerini beraberinde götürmez, yaşayanlara ilave eder.
-Bir kere 'al şunu' demek, iki kere 'ben vereceğim' demekten iyidir.
-Gözün ile değil yüreğin ile hüküm ver.
-Kehanet, muhtemel bir olayı kesin bir bakış ile görmekten başka bir şey
değildir. Hava ya bulutlu olacaktır ya da güneş açacaktır.
-Eğer herkes bir başkası için bir şey yaparsa dünyada ihtiyaç içinde
kimse kalmaz.
-Yanlışı gören ve önlemek için eli uzatmayan, yanlışı yapan kadar
suçludur.
-Şeytan hakkında konuşmayın. Gençlerin kalbinde merak uyandırır.
-Senin vicdanını senden başkası temsil edemez.
-İnsanlar tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır. İnsanın gözleri öyle kelimelerle konuşur ki dil onları telaffuz edemez.
-Verdikleri sözün sadece birini tuttu çatal dilli soluk yüzlüler; topraklarınızı alacağız dediler ve aldılar.
-Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.

AA

Migros'un satış arabalarıyla başlayan tarihi

İsviçre Migros Kooperatifler Birliği ve İstanbul Belediyesinin girişimleri ile 1954 yılında kurulan ve yolculuğuna İstanbul'da tüketim maddelerini ...

Sekiz asker tahliye edildi tutuksuz yargılanacaklar

12 askerin şehit olduğu Dağlıca baskınında PKK tarafından kaçırılan 8 asker, Askeri Mahkeme'deki ilk duruşmada tahliye edildi. Davanın bir numaralı sanığı Yüce, terhis olduğu için evine dönecekr örgütünün Hakkari Dağlıca baskınında kaçırdığı, bir süre sonra serbest bıraktığı 8 askerin Van'daki Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'ndeki yargılanmalarına dün devam edildi. 8 erin tutuksuz yargılanmasına karar verildi. Davanın bir numaralı sanığı olan ve "devletin birliğini" bozmakla suçlanan er Ramazan Yüce, askerliği bittiği için terhis oldu. Dağlıca'da 21 Ekim'de yaşanan terör saldırısında PKK tarafından kaçırılan 8 asker için tahliye kararı, 18 saatlik yargılamanın ardından çıktı. Sanıklar, Van Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde önceki gün hâkim karşısına çıktılar. İçeriği hakkında yayın yasağı konulan ve ilk gününde 11 saat süren duruşma dün de devam etti. Dünkü duruşmada 5 tanık dinlendi.

'EN BÜYÜK SEVGİLİM ANNEM'
Duruşmada askeri savcı, Ramazan Yüce dışındaki tüm sanıkların tahliyelerini talep etti. Mahkeme, dün 7 saatlik duruşma sonunda sürpriz bir şekilde sanıkların 8'inin de tahliyesine karar verdi. Duruşmanın bir sürprizi de Yüce'nin birliğinden gelen tezkere haberi oldu. Tezkere yazısında, Yüce'nin askerliğini tamamladığı, henüz mahkum olmadığı için de suçluluğunun sabit olmadığından askerliğini bitirmiş olduğu belirtildi. Bu nedenle Yüce, gerekli işlemlerin yapılmasının ardından evine dönecek. Askeri Mahkeme'nin kararıyla tahliye olan Ramazan Yüce'yi, cezaevi kapısında bekleyen annesi ve avukatı karşıladı. Yüce, "En büyük sevgilim" dediği annesi Fatma Aydın Yüce ile sarmaş dolaş oldu. Yüce, "7 yaşımdan beri ailemin yükünü taşıyorum. Benim en büyük sevgilim annem. O artık ağlamayacak" dedi.

Cemil İpekçi bence kafayı yemiş!

Ünlü modacı Zeynep Tunuslu, meslektaşı Cemil İpekçi'nin yaptığı açıklamalara çok sinirlenmiş: Hem kafayı yemiş, hem bunamış! Ne söylediğini bilmiyor!rımcı Ezra ve Tuba Çetin kardeşlerle Canan Bolak'ın, 'etcetura ezra+tuba' adlı hazır giyim markalarının Altın Şehir Koleksiyonu, geçtiğimiz akşam özel bir defileyle cemiyet hayatına tanıtıldı. Geceye; modacı Zeynep Tunuslu'nun defile öncesi kokteyl alanında Cemil İpekçi hakkında yaptığı ilginç yorumlar damgasını vurdu. Tunuslu, İpekçi'nin son günlerde olay yaratan açıklamalarına ilişkin "Cemil kafayı yemiş ve aynı zamanda da bunamış, herhalde ne söylediğini bilmiyor" dedi.

Kızılay'a 50 bin YTL

Türk futbolunun asırlık çınarı Beşiktaş, 1.5 yıldır örnek bir projeye imza atıyor. Maç günleri stada girişte polisin taraftarlardan topladığı bozuk ...futbolunun asırlık çınarı Beşiktaş, 1.5 yıldır örnek bir projeye imza atıyor. Maç günleri stada girişte polisin taraftarlardan topladığı bozuk paraların geri verilmemesi üzerine çıkan tartışmalara bir çözüm getiren siyah beyazlı kulüp, Kızılay'dan bozuk para kutusu istedi. Taraftarların maça girerken bozuk paralarını attığı kutulardan 1.5 yılda yaklaşık 50 bin YTL toplanarak Kızılay'a aktarıldı. Beşiktaş bu uygulamayla polislere rahatlık sağlarken, bir yandan da Kızılay'a yüksek miktarda para aktararak çok yararlı bir projeye imza atmış oldu.

AİHM'i dikkate almadılar

Anayasa Mahkemesi, AİHM'nin kararına rağmen TBKP'nin kapatılması davasını yeniden görüşmeyi reddetti. Karar 4'e karşı 7 oyla alınabildiAKP hakkındaki kapatma istemli iddianameden sonra Ankara'da parti kapatmayı zorlaştıran "Venedik Kriterleri" nin Anayasa'ya konulması tartışılırken Anayasa Mahkemesi kritik bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararına rağmen Türkiye Birleşik Komünist Parti'nin (TBKP) kapatılması davasının yeniden görülmesi talebini 8 Ocak'ta 4'e karşı 7 oyla reddetti. reddetti. Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ile üyeler Sacit Adalı, Fulya Kantarcıoğlu ve Zehra Ayla Perktaş karara karşı çıktı. Haşim Kılıç ve 3 üye ise, "Bu karar, Anayasa ve yasalarda AB uyum sürecinde yapılan değişiklikleri göz ardı etmektir, yargılama yeniden yapılsın" dedi. Kararda imzası bulunan 7 üye ise, "Yeniden yargılama yapılabilmesi için karar kesinleştikten sonra, bu kararı değiştirecek maddi bir olgunun varolması gerektiğini" savundu.

17 YILLIK ÖYKÜ
Anayasa Mahkemesi 1991 yılında, TBKP'yi "komünist" kelimesi nedeniyle kapattı. AİHM, 1998'de bu nedenle Türkiye'yi mahkûm etti ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğini saptadı. Türkiye, 2003'de uyum yasaları ile önemli bir değişiklik yaptı. Anayasa'nın 90'ıncı maddesindeki değişikliğe göre, AİHM'nin Türkiye aleyhine verdiği mahkûmiyet kararına dayanak olan dava, Türkiye'de yeniden görülecekti. TBKP Genel Sekreteri Nabi Yağcı bu değişikliği gerekçe göstererek davanın yeniden görülmesini istemişti.

"Antrenmanlara çıkmayacağız"

Denizlsipor kaptanı Yusuf Şimşek, başka yerlerde antrenmanlara devam edeceklerini söyledi!Denizlispor Takım Kaptanı Yusuf Şimşek, kulüpteki sorunlarla ilgili olarak ''Antrenmanlarımıza aynı şekilde çıkmayarak, başka yerlerde yaparak devam edeceğiz'' dedi.
Yusuf, Denizlispor-Gençlerbirliği karşılaşmasının ardından takım arkadaşları Hamidou, Hasan Yiğit ve Zafer Demir ile birlikte bir basın toplantısı düzenledi. Geçen hafta yaşanan olaylara değinen Yusuf, salı günü bir karar aldıklarını ve maddi sebeplerden dolayı idmanlara çıkmayacaklarını hatırlattı. Kendilerinin idmanlarını yaptıklarını kaydeden Yusuf, şunları kaydetti:
''Kampa girmedik. Bütün arkadaşlarıma bu olayın ciddiyetini, nerelere varacağını düşünmesi gerektiğini aktardım. Onlar da her şeye uydular, erken yattılar, beslenmelerine dikkat ettiler. Bizim için çok şey söylendi. Ama biz iyi, kaliteli ve gururlu insanlardan oluşan bir ekibiz. Ve bugün de sahaya çıktık, onurluca, şereflice mücadelemizi verdik. Herkes fedakarlık yaptı, artık biz futbolcular da topumuzu, Denizli'nin büyüklerine, bizi destekleyenlere bırakıyoruz. Biz futbolcuların görevi sürüyor. Futbol oynamaya devam edeceğiz. Antrenmanlarımıza aynı şekilde çıkmayarak, başka yerlerde yaparak devam edeceğiz''
Kendisinin takım adına konuştuğunu, her zaman takımla ortak hareket ettiklerini belirten tecrübeli futbolcu, ''Güvenç hoca büyüğümüzdür, görevine devam edecektir. Güvenç Hoca ile hiçbir problemimiz yok. Sadece kırıldık. Bu işi ben yapmışım gibi gösterdiler'' dedi.
Başkanlığı bıraktığını açıklayan Ali İpek hakkındaki bir soruyu yanıtlayan Yusuf, ''O bizim babamızdır. Her şeyi layıkıyla yapacaktır. Bütün büyüklerimizi seviyoruz. Onun da geri döneceğini düşünüyorum'' dedi.
Yusuf Şimşek, takım dizilişini Güvenç Kurtar'ın yaptığını belirterek, takımla birlikte kalmak istediği için oyundan çıkarken tepki gösterdiğini sözlerine ekledi.
A.A.

Evsizi soyana sokakta yatma cezası

ABD'de bir hâkim, evsizlere yardım için çalışan dernekte görev almasına rağmen toplanan paraları çalan gence sıradışı bir ceza verdi: Nathen Smith'in ...de bir hâkim, evsizlere yardım için çalışan dernekte görev almasına rağmen toplanan paraları çalan gence sıradışı bir ceza verdi: Nathen Smith'in (28), bir geceyi evsizlerle birlikte geçirmesine karar verildi. Üzerine yerleştirilen GPS cihazıyla her hareketi izlenecek olan Smith, "Cezaya önce şaşırdım. Ancak bir geceyi onlarla birlikte geçirdiğimde, kararın çok doğru olduğunu anladım. Bir daha asla böyle bir şey yapmayacağım" dedi.

Fortis Türkiye Kupası'nda görünüm

Gruplarda 4.hafta mücadelesi tamamlandı. İşte sonuçlar ve puan durumu Bu haftaki maçların ardından (B) Grubu'nda 9 puana ulaşan Gençlerbirliği,
gruptan çıkmayı garantileyen tek takım oldu.
     Gruplarda görünüm şöyle:








     -(A) GRUBU-
    
     TAKIMLAR:                               O   G   B   M   A   Y    P
     -----------------------------------------------------
     1-Beşiktaş                                 4   2   1   1   9   4     7
     2-Çaykur Rizespor                   3   2   1   -   4    2     7
     3-Ankaragücü                           3   1   1   1   4   4     4   
     4-Ankaraspor                            3   1   1   1   3   3     4
     5-D.Bakır B.Ş.Bld.DİSKİ          3   -   -    3    2    9  -
    
     -(B) GRUBU-
    
     TAKIMLAR:                              O   G   B   M    A   Y  P
     ----------------------------------------------------
     1-Gençlerbirliği                      3   3   -   -   8     -       9
     2-Adana Demirspor              3   2   -   1   4   2       6
     3-Vestel Manisaspor             3   2   -   1   5   4       6
     4-Trabzonspor                        3   1   -    2   5   4      3
     5-Kırıkkalespor                       4   -   -     4   2  14     -
    
     -(C) GRUBU-
    
     TAKIMLAR:                         O   G   B   M   A   Y   P
     ---------------------------------------------------
     1-Kayserispor                      3   1   2   -   6   1    5
     2-Gaziantepspor                 3   1   2   -   4   1    5
     3-Şanlıurfaspor                   4   1   2   1   7   5   5
     4-Fenerbahçe                      3   1   2   -    3   2   5
     5-Alanyaspor                        3   -   -    3  - 11  -
    
     -(D) GRUBU-
    
     TAKIMLAR:                       O   G   B   M   A   Y  P
     -----------------------------------------------------
     1-Galatasaray                  3   2   1   -   7   3     7
     2-G.OFTAŞ Spor              3   2   -   1   6   2     6 
     3-Bursapor                       3   1   1   1   5   5    4
     4-Denizlispor                   3   1   -   2   5   6     3 
     5-Sarıyer                           4   1   -   3   4  11    3
A.A

Memurlar bu görüşmeye kilitlendi

Memur sendikaları, kamu çalışanlarının merakla beklediği toplu görüşmeler için yarın hükümetle masaya oturacak

Depresyon bütün organlara zarar

Depresyon beyni bozuyor, beynin bozukluğu da tüm vücudu etkiliyor...Kronikleşen depresyonda pek çok hastalık çıkar. Çünkü beyin bozulur, beynin bozukluğu tüm vücudu etkiler. Tansiyon kontrolü zorlaşır, astım atakları sıklaşabilir, kalp-damar sorunları başlar.

Depresyonun yol açtığı rahatsızlıklar var mı?

Depresyon birçok probleme yol açabilir. Maskeli depresyonda bahsettiğimiz bir dizi belirti depresyon sonucu oluşur. Psikosomatik hastalıklar ortaya çıkar. Tansiyon kontrolü zorlaşır, astım atakları sıklaşabilir. Sedef hastalığına zemin hazırlar depresyon. Kronik depresyonu olanlarda kalp damar hastalıkları, kanserler erken görülür. Çünkü beyin bozulduğunda tüm vücut etkilenir bundan.

Uzun süren streste böbrek üstü bezi salgıyı artırır; bu da kanda yağ ve şeker dengesini, kan basıncı kontrolünü bozar, sonuçta kalp damar hastalıkları artar. Serotonin azalmasında yeme bozuklukları da çıkar ortaya. Anoreksiya, bulimiya gibi. Zaten beyin elektrosu çekildiğinde ön bölgelerdeki bozulmalar anoreksiya ve bulimiya hastalarında da net olarak görülür (klasik elektro ile değil, QEEG ile).

Depresyonun psikolojik sebepleri nelerdir?

Kişinin büyük bir üzüntü atlatması, geçmiş yaşamında yıkıcı olaylar yaşaması depresyon riskini arttırır. 10 yaşından önce ebeveynini kaybeden çocuğun, 40 yaşında depresyona girme ihtimali dahi vardır.

Kimler depresyona daha yatkındır?

Titiz, takıntılı insanlar daha sık depresyona girer. Onay görmek isteyen, başkalarına bağımlı insanlar; hayır diyemeyenler; herkes beni beğensin, takdir etsin, hakkımda olumsuz bir şey düşünmesin, kimseyi incitmeyeyim diyenler depresyona yatkındırlar. Sevilme ihtiyacı fazla olanlar, baskı altında yetişenler depresyona namzettirler.


Uzm. Psikolog Zehra EROL Dr. Oğuz TAN/Bugün

Kırıkkalespor: 0 Gençlerbirliği: 3

Fortis Türkiye Kupası (B) Grubu'nda yapılan Gençlerbirliği, Kırıkkalespor maçının ilk yarısını konuk ekip Gençlerbirliği 3-0 önde tamamladı. ...is Türkiye Kupası (B) Grubu'nda yapılan Gençlerbirliği, Kırıkkalespor maçının ilk yarısını konuk ekip Gençlerbirliği 3-0 önde tamamladı.

6. dakikada ceza alanı içerisinde topla buluşan Mehmet Nas, topu uzak direkteki Mehmet Çakır'a gönderdi. Bu futbolcu topun gelişine yaptığı vuruş ile meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. 1-0

9. dakikada Gençlerbirliği'nin kullandığı köşe atışında ceza alanında oluşan karambolde topu önünde bulan Kahe, rakibinden sıyrıldıktan sonra yerden düzgün bir vuruşla meşin yuvarlağı filelere göndererek, takımın 2-0 öne geçirdi.

27. dakikada Mehmet Çakır'ın köşe atışından ceza alanına gönderdiği topa, altı pas içerisinde iyi yükselen Erhan kafayı vurdu ve takımını 3-0 öne geçiren golü kaydetti.

Karşılaşmanın ilk yarısını Gençlerbirliği 3-0 önde tamamladı.

Stat: Fikret Karabudak
Hakemler: Gökhan Güneşer, Feridun Kara, Erdem Bayık
Kırıkkalespor: Onur, Coşkun, Fazlı, Cemil, Halit, Erkan, Gökhan (Dk. 36 Sezai), Uğur, Yasin, Şükrü, Murat
Gençlerbirliği: Recep, Erhan, Traore, Tuna, Ergün, Burhan, Mehmet Nas, Kerem, Mehmet Çakır, Kahe, Okan
Goller: Dk. 6 Mehmet Çakır, Dk. 9 Kahe, Dk. 27 Erhan
Sarı Kartlar: Dk. 8 Cemil (Kırıkkalespor), Dk. 39 Traore (Gençlerbirliği)

AA